Müstehcenlik suçu ve cezası, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinde genel ahlaka karşı suçlar arasında, altı ayrı fıkrada ve birbirinden çok farklı ceza aralıklarıyla düzenlenmiştir. Madde, bir yandan çocukların zararlı yayınlardan korunmasını, bir yandan da mutlak yasak kapsamındaki ürünlerin üretim ve yayımını cezalandırır. Müstehcenlik, normatif bir unsur olduğu için içeriği toplumda egemen olan değer ölçüleri dikkate alınarak belirlenir.
Dosyaların neredeyse tamamı sosyal medya paylaşımları üzerinden açılır ve hangi fıkranın uygulanacağı iki yıldan on yıla kadar değişen bir ceza farkı yaratır. Çorum ceza avukatı olarak Ortaköy ve Boğazkale başta olmak üzere ilçelerden gelen dosyalarda en sık görülen eksiklik, görüntünün müstehcen niteliği ve kime ait olduğunun bilirkişi raporuyla tespit edilmemesidir. Oysa müstehcenlik suçu ve cezası bakımından bu tespitler, hem suç vasfını hem de beraat olasılığını doğrudan belirler.
Müstehcenlik suçu ve cezası: TCK 226’nın yapısı
Birinci fıkra, bir çocuğa müstehcen ürün verme, içeriğini gösterme, çocukların girebileceği yerlerde ya da alenen sergileme ve içeriğine vakıf olunacak şekilde satışa arz etme gibi seçimlik hareketleri kapsar. İkinci fıkra, müstehcen ürünlerin basın ve yayın yolu ile yayınlanmasını veya çocukların görmesinin sağlanmasını cezalandırır. Üçüncü fıkra, üretiminde çocukların kullanıldığı ürünler ile şiddet kullanılarak ya da doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin ürünleri mutlak yasak kapsamına almış; son cümlesiyle bu ürünlerin ülkeye sokulması, başkalarına verilmesi ve depolanmasını da suç saymıştır. Madde metni 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden incelenebilir.
Beşinci fıkra ne zaman uygulanır?
Beşinci fıkra, üçüncü ve dördüncü fıkralardaki mutlak yasak kapsamındaki ürünlerin içeriğinin basın ve yayın yolu ile yayınlanmasını, yayınlanmasına aracılık edilmesini ya da çocukların görmesinin sağlanmasını ayrı bir suç olarak düzenler ve altı yıldan on yıla kadar hapis öngörür. Burada belirleyici ölçüt, içeriğin belirsiz sayıda kişinin erişimine açılmasıdır. İçerik yalnızca tek bir kişiye doğrudan mesajla gönderilmişse beşinci fıkra değil, üçüncü fıkranın ilgili cümlesi uygulanır. Bu ayrım, savunmanın en güçlü araçlarından biridir.
Müstehcenlik mi, özel hayatın gizliliğini ihlal mi?
Uygulamada ikinci büyük tartışma, görüntünün ifşasının müstehcenlik mi yoksa TCK 134. maddedeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu mu oluşturduğudur. Yargıtay, görüntünün müstehcen niteliği bulunmadığı ya da eylemin kişinin mahremiyetine yönelik olduğu durumlarda 134. maddeyi uygulamakta; içeriğin kitlelere ulaşması amacıyla paylaşıldığı hâllerde ise 226. maddeyi esas almaktadır. Bu nedenle her fotoğraf ve videonun ayrı ayrı değerlendirilmesi, müstehcen olup olmadığının ve kime ait olduğunun tespiti zorunludur. Kararların tam metinleri Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden incelenebilir.
Müstehcenlik suçu ve cezası hakkında Yargıtay kararları
Aşağıda, müstehcenlik suçu ve cezası uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 28.10.2020 tarih, 2020/12934 E. – 2020/14410 K. sayılı kararı: Dosyada görüntünün bir çocuğa gösterildiğine ilişkin iddia veya tespit yoktu ve bilirkişi raporuna göre görüntünün çocuğa ait olup olmadığı da belirlenememişti. Daire, bu hâlde TCK 226/1-a’nın oluşmayacağını, görüntünün herkesin görebileceği şekilde paylaşılıp paylaşılmadığı kuşkuya yer bırakmayacak biçimde araştırılması gerektiğini belirterek eksik araştırma ve yetersiz gerekçeyle verilen kararı bozmuştur.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 10.03.2021 tarih, 2020/14876 E. – 2021/8692 K. sayılı kararı: Kurul raporuna göre yayına konu içeriklerde çocuklar kullanılmamış ve mutlak yasak kapsamına giren bir ilişki türü bulunmamıştı. Daire, müstehcen görüntüleri bir internet sitesinden yayınlama biçimindeki eylemin TCK 226/2’deki suçu oluşturduğunu belirterek, daha ağır ceza öngören 226/5’ten hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 05.02.2024 tarih, 2023/2987 E. – 2024/404 K. sayılı kararı: Sanık, kendisine gönderilen resimleri elindeki görüntüyle montajlayıp yalnızca istek sahibine doğrudan mesajla geri göndermişti. Daire, içeriğin basın yayın yoluyla sayısız kişinin görmesini sağlayacak şekilde paylaşılmadığını vurgulayarak eylemin TCK 226/3’ün ikinci cümlesine uyduğunu, beşinci fıkradan hüküm kurulmasının suç vasfında yanılgı olduğunu belirtmiştir.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 04.03.2021 tarih, 2020/18202 E. – 2021/7831 K. sayılı kararı: Sanık, üretiminde çocukların kullanıldığı görüntüleri hem depolamış hem de sosyal medyada yayınlamıştı. Daire, depolamanın 226/3’ün son cümlesine, yayınlamanın ise 226/5’e uyduğunu; TCK 44. maddedeki fikri içtima kuralı gereği en ağır cezayı öngören beşinci fıkradan mahkûmiyet gerektiğini belirterek aksi yöndeki hükmü hukuka aykırı bulmuştur.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 21.10.2020 tarih, 2019/3839 E. – 2020/5418 K. sayılı kararı: Sanık, on üç yaşındaki mağdur çocuğun, toplumun ortak ar ve haya duygularını incitici nitelikte olduğu kabul edilen görüntüsünü sosyal medyada yayımlamıştı. Daire, eylemin TCK 226/5’te tanımlanan suçu oluşturduğunu belirterek, hukuki nitelendirmede yanılgıya düşülerek verileri hukuka aykırı olarak verme suçundan mahkûmiyet kurulmasını bozma nedeni yapmıştır.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 26.05.2021 tarih, 2020/12489 E. – 2021/4327 K. sayılı kararı: Suça sürüklenen çocuk, mağdurun üzerinde iç çamaşırları bulunan yarı çıplak fotoğraflarını sosyal medyada yayımlamıştı. Daire, isnat edilen eylemin TCK 226/5’teki müstehcenlik suçu kapsamında değerlendirilemeyeceğini belirtmiş; dosyanın görüntü veya seslerin ifşası suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal suçu çerçevesinde ele alınması gerektiğini vurgulamıştır.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 24.06.2020 tarih, 2019/1005 E. – 2020/3902 K. sayılı kararı: Sanık, on yedi yaşındaki mağdurun ilişkileri döneminde kendisine gönderdiği, yalnızca göğüs hizasına kadar görüntülenen fotoğraflarını sahte bir hesaptan yayımlamıştı. Daire, eylemin müstehcenlik ve kişisel verilerin kaydedilmesi suçları kapsamında değerlendirilemeyeceğini, TCK 134/2’deki suçu oluşturduğuna dair yerel mahkeme kabulünde isabetsizlik bulunmadığını belirtmiştir.
- Yargıtay 9. Ceza Dairesi 04.11.2024 tarih, 2021/19255 E. – 2024/9416 K. sayılı kararı: Sanığın çok sayıda mağdureye ait fotoğrafları temin edip bir kısmını paylaştığı dosyada, hangi fotoğrafın hangi mağdureye ait olduğu ve müstehcen içerik taşıyıp taşımadığı tespit edilmemişti. Daire, bu tespit yapılmaksızın TCK 226 ile 134. madde arasındaki ayrımın yapılamayacağını belirterek, değerlendirmesiz kurulan hükmü hukuka aykırı bulmuştur.
Çorum’da müstehcenlik suçu ve cezası bakımından savunma
Savunmanın iç düzeni üç adımdan oluşur. İlk adım, her görüntünün müstehcen niteliğinin ve varsa mağdurun yaşının bilirkişi raporuyla ayrı ayrı tespit edilmesini sağlamaktır. İkinci adım, paylaşımın herkese açık mı yoksa tek kişiye yönelik mi olduğunu belirleyerek doğru fıkrayı tartışmaktır. Üçüncü adım, eylemin TCK 134. madde kapsamında kalıp kalmadığını ve varsa uzlaşma olanaklarını değerlendirmektir. Basın ve yayın yolu kavramı bakımından basın yayın yoluyla işlenen suçlar (TCK 218), sosyal medya paylaşımları nedeniyle açılan davalar bakımından ise halk arasında korku ve panik yaratmak (TCK 213) incelemelerimiz okunabilir.
Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu, müstehcenlik suçu ve cezası kapsamındaki soruşturma ve kovuşturmalarda; Ortaköy ve Boğazkale dâhil tüm ilçelerden gelen dosyalarda Çorum ceza avukatı olarak savunma hizmeti vermektedir. Dijital delillerin incelenmesi teknik bilgi gerektirdiği için, ilk ifadeden itibaren hukuki destek alınması önem taşır.
Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki görüş niteliği taşımaz. Somut olayınıza ilişkin değerlendirme için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz. Çorum Barosu Sicil No: 996.