Hukukun uygulanması ve kaynakları, Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesinde düzenlenen ve yalnızca medeni hukuku değil, özel hukukun tamamını ilgilendiren temel bir hükümdür. Bu madde, hâkimin önüne gelen uyuşmazlığı çözerken hangi kaynağa, hangi sırayla başvuracağını belirler: önce kanun, kanunda hüküm yoksa örf ve âdet hukuku, o da yoksa hâkimin bizzat koyacağı kural. Bir davanın kaderi çoğu zaman bu sıralamanın doğru kurulmasına bağlı olduğundan, dilekçelerin bu çerçeveye oturtulması Çorum avukatı desteğiyle yürütülmesi gereken teknik bir iştir.
TMK 1 Madde Metni (Tam Metin)
Konunun yasal dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 1. maddesidir. Maddenin tam metni şöyledir:
Madde 1 – A. Hukukun uygulanması ve kaynakları
Kanun, sözüyle ve özüyle değindiği bütün konularda uygulanır.
Kanunda uygulanabilir bir hüküm yoksa, hâkim, örf ve âdet hukukuna göre, bu da yoksa kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre karar verir.
Hâkim, karar verirken bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanır.
Madde metni, Adalet Bakanlığı mevzuat bilgi sisteminin konsolide metninden alınmıştır; bağlayıcı olan Resmî Gazete metnidir. Güncel hâli için Mevzuat Bilgi Sistemi.
Hukukun Uygulanması ve Kaynakları: Maddenin Üç Katmanı
Maddenin birinci fıkrası, kanunun “sözüyle ve özüyle” değindiği bütün konularda uygulanacağını söyler. Söz, hükmün lafzını; öz ise amacını ve ruhunu ifade eder. Bu ikili ölçüt sayesinde hâkim, bir hükmü ne salt kelimelerine hapsederek ne de metinden tamamen kopararak uygular; lafzın sınırları içinde kalmak kaydıyla amaca uygun yorum yapar.
İkinci fıkra, kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmadığı hâli düzenler. Bu durumda hâkim sırasıyla örf ve âdet hukukuna, o da yoksa kendi koyacağı kurala başvurur. Üçüncü fıkra ise hâkimin bu süreçte bilimsel görüşlerden ve yargı kararlarından yararlanacağını belirterek, öğreti ile içtihadı yardımcı kaynak konumuna yerleştirir.
Uygulamada en sık yapılan hata, kanunda açık bir hüküm bulunmasına rağmen doğrudan ikinci fıkraya geçilmesidir. Oysa kaynak sıralaması atlanamaz; ikinci fıkra ancak gerçek bir boşluk varsa devreye girer.
Kanun Boşluğu ve Hâkimin Hukuk Yaratması
Hâkimin hukuk yaratabilmesinin ön şartı, somut olaya uygulanabilir bir kanun hükmünün ve örf ve âdet kuralının bulunmamasıdır. Kanun koyucunun bir konuyu bilerek düzenlemediği, yani “bilinçli susma” hâli varsa boşluktan söz edilemez; bu hâlde hâkim kural koyamaz. Buna karşılık düzenlemenin yokluğu bir eksiklikten kaynaklanıyorsa gerçek bir boşluk vardır.
Boşluk doldurulurken izlenecek yöntem de maddede gösterilmiştir: hâkim kanun koyucu gibi hareket eder. Bu, keyfî bir serbestlik değildir; tarafların karşılıklı menfaatlerinin tespitini, bunların adalet ölçütüyle değerlendirilmesini ve mevcut hukuk düzeniyle bağdaşan bir kurala ulaşılmasını gerektirir.
Yargıtay Kararları Işığında Hukukun Uygulanması ve Kaynakları
Aşağıda, hukukun uygulanması ve kaynakları uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22.11.2017 tarih, 2017/2783 E. – 2017/1427 K. sayılı kararı: Kurul, maddenin ikinci fıkrasında kanun boşluğu hâlinde hâkimin izleyeceği yolun gösterildiğini belirtmiştir. Hâkim önce örf ve âdet hukukunda uygulanabilir bir kural bulunup bulunmadığını araştırır; kural varsa boşluk onunla doldurulur, yoksa hâkim kendisi bir kural koyar. Kurul, bu aşamada hâkimin kanun koyucu gibi davranarak tarafların karşılıklı menfaatlerini tespit edeceğini, bunları adalet süzgecinden geçirip hayat ihtiyaçlarını karşılayan ve hukuki güvenlikle bağdaşan bir kurala ulaşacağını vurgulamıştır.
- Yargıtay 9. Hukuk Dairesi 21.01.2026 tarih, 2025/9327 E. – 2026/454 K. sayılı kararı: Daire, maddenin açık hükmü karşısında hâkimin hukuk yaratabilmesi için öncelikle gerçek bir boşluğun bulunması gerektiğini belirtmiştir. Kararda, Türk Borçlar Kanunu’nun 114. maddesinin ikinci fıkrasındaki kıyasın, boşluk nedeniyle yapılan hukuk yaratma kıyasından farklı olduğu; genel hükmün niteliğine uygun düştüğü ölçüde özel hükme uygulanmasından ibaret olduğu açıklanmıştır. Daire, haklı fesihte tazminattan indirim konusunda kanunda açık bir boşluk bulunmadığı gerekçesiyle ilgili hükmün kıyasen uygulanamayacağı sonucuna varmıştır.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 26.10.2010 tarih, 2010/11494 E. – 2010/14365 K. sayılı kararı: Daire, hâkimin hukuk yaratma alanına girebilmesi için olaya uygulanabilir bir kanun hükmünün ya da örf ve âdet kuralının bulunmaması gerektiğini belirtmiştir. Kararda, kanunun düzenleme öngörmediği bir davranış biçiminin çözümsüz bırakılamayacağı; idari ve askerî yargıda düzenlenmiş olan bir usul imkânının genel usul kanununda yer almamasının bilinçli susma sayılamayacağı vurgulanmış ve gerçek bir kanun boşluğu bulunduğu kabul edilerek uyuşmazlık çözüme kavuşturulmuştur.
- Yargıtay 10. Hukuk Dairesi 11.02.2010 tarih, 2009/17251 E. – 2010/1646 K. sayılı kararı: Aynı doğrultudaki bu kararda Daire, hak arama özgürlüğü bakımından önem taşıyan bir konunun usul kanununda düzenlenmemiş olmasını bilinçli susma değil, kanun boşluğu saymıştır. Daire, hâkimin bu boşluğu doldururken izleyeceği yolun kanun koyucu gibi hareket etmekten ibaret olduğunu; tarafların karşılıklı menfaatlerini tespit edip adalet ölçütünden geçirerek hukuki güvenlikle bağdaşan bir kural bulması gerektiğini belirtmiştir.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 07.12.2023 tarih, 2022/5221 E. – 2023/7296 K. sayılı kararı: Daire, maddede hâkimin hukukun kaynaklarını belirlerken izleyeceği sıralamanın açıkça kurala bağlandığını vurgulamıştır. Karara göre kanunun sözüyle ve özüyle değindiği herhangi bir konuda, kanunun emrettiği hüküm dışında bir uygulama yapılması mümkün değildir; hâkim ancak kanunda uygulanabilir bir hüküm bulunmadığında maddede sayılan diğer kaynaklara başvurabilir. Karar, hukuk yaratma yetkisinin istisnai niteliğini net biçimde ortaya koymaktadır.
- Yargıtay 1. Hukuk Dairesi 08.01.2024 tarih, 2022/1104 E. – 2024/59 K. sayılı kararı: Tapusuz taşınmazın tescili davalarında yargılama giderlerinin, davasında haklı çıkmasına rağmen davacı üzerinde bırakılması yönündeki yerleşik uygulama tartışılmıştır. Kararda bu uygulamanın yasal bir dayanağının gösterilemediği, yalnızca davalının “yasal hasım” olmasının gerekçe yapıldığı belirtilmiştir. Yargılama giderlerinin aleyhine hüküm verilen taraftan alınacağı usul kanununda açıkça düzenlendiğinden ve bu konuda bir boşluk ya da istisna bulunmadığından, yargı içtihadıyla kanunun açık hükmüne aykırı uygulama yapılamayacağı sonucuna varılmıştır.
- Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 23.03.2026 tarih, 2025/5787 E. – 2026/1472 K. sayılı kararı: Daire, “hukukun uygulanması ve kaynakları” kenar başlıklı 1. madde ile “hâkimin takdir yetkisi” kenar başlıklı 4. maddeyi birlikte değerlendirmiştir. Karara göre hâkim, kanunun takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hukuka ve hakkaniyete göre karar verir. İki hüküm birlikte okunduğunda, takdir yetkisinin kanun içinde kalan bir serbesti, hukuk yaratmanın ise kanun dışında kalan bir boşluğu doldurma faaliyeti olduğu ortaya çıkmaktadır.
- Yargıtay İçtihatları Birleştirme Büyük Genel Kurulu 24.05.1982 tarih, 1982/1 E. – 1982/1 K. sayılı kararı: Kararda, bir kanunun ilgili maddesinin yürürlükten kaldırılması ve bir diğerinin iptal edilmesi sonucunda uyuşmazlığa uygulanacak hükmün kalmadığı, böylece bir düzenleme boşluğu doğduğu tespit edilmiştir. Kurul, bu hâlde hâkimin Medeni Kanun’un 1. maddesi uyarınca kendisi kanun koyucu olsaydı nasıl bir kural koyacak idiyse ona göre hüküm vereceğini belirtmiş; boşluğun, yürürlükten kalkan hükümlerin güttüğü kamu yararı amacı doğrultusunda doldurulmasının adalet ve nesafete uygun düşeceğini kabul etmiştir.
Bu kararların ortak çizgisi şudur: kaynak sıralaması bağlayıcıdır ve hukuk yaratma istisnadır. Kanunda açık hüküm varken içtihatla aksi yönde uygulama kurulamaz; buna karşılık gerçek bir boşluk varsa hâkim çözümsüzlüğe sığınamaz.
Uygulamada TMK 1’in Dava Dilekçelerine Yansıması
Bir dilekçede önce somut olaya uygulanacak kanun hükmü gösterilmeli, hükmün lafzı ve amacı birlikte açıklanmalıdır. Ancak gerçekten bir boşluk iddia ediliyorsa, kanun koyucunun bilinçli olarak susmadığı gerekçelendirilmeli ve doldurulacak kuralın menfaat dengesi ortaya konmalıdır. Bu iki aşama karıştırıldığında talep, dayanaksız bir hakkaniyet savunmasına dönüşür.
Madde, miras ve eşya hukuku uyuşmazlıklarında da sık sık gündeme gelir. Örneğin tapu iptali ve tescili davasına ilişkin yazımızda ve mirasın reddine ilişkin yazımızda ele alınan tartışmaların bir bölümü, tam da kaynak sıralamasının doğru kurulmasıyla çözülmektedir. Aile hukuku alanındaki çalışmalarımıza aile hukuku sayfamızdan ulaşabilirsiniz.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Avukatı ile Süreç Yönetimi
Hukukun uygulanması ve kaynakları başlıklı bu hüküm, bir davanın hangi zeminde tartışılacağını belirleyen başlangıç noktasıdır. Yargıtay denetiminde en sık görülen iki hata, kanunda açık hüküm varken hakkaniyet gerekçesiyle farklı bir uygulamaya gidilmesi ve gerçek boşluk bulunmadığı hâlde kıyas yoluyla hüküm kurulmasıdır. Her ikisi de bozma sebebidir.
Pratikte yapılması gerekenler; talebin dayandığı kanun hükmünü tereddütsüz göstermek, boşluk iddiasını ayrı bir başlık altında gerekçelendirmek, lehe olan içtihatları künyesiyle dosyaya sunmak ve bilimsel görüşlere yapılan atıfları kaynağıyla birlikte vermektir. İçtihatları Yargıtay Karar Arama üzerinden inceleyebilir, büromuzun hizmet alanlarına Çorum avukatı ve hukuki danışmanlık sayfamızdan ulaşabilirsiniz. Çorum’da Çorum avukatı desteği arayanlar Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.
#Çorum Avukatı #Alaca Avukatı #Bayat Avukatı #Boğazkale Avukatı #Dodurga Avukatı #İskilip Avukatı #Kargı Avukatı #Laçin Avukatı #Mecitözü Avukatı #Oğuzlar Avukatı #Ortaköy Avukatı #Osmancık Avukatı #Sungurlu Avukatı #Uğurludağ Avukatı #Amasya Avukatı #Göynücek Avukatı #Gümüşhacıköy Avukatı #Hamamözü Avukatı #Merzifon Avukatı #Suluova Avukatı #Taşova Avukatı #Tokat Avukatı #Almus Avukatı #Artova Avukatı #Başçiftlik Avukatı #Erbaa Avukatı #Niksar Avukatı #Pazar Avukatı #Reşadiye Avukatı #Sulusaray Avukatı #Turhal Avukatı #Yeşilyurt Avukatı #Zile Avukatı #Yozgat Avukatı #Akdağmadeni Avukatı #Aydıncık Avukatı #Boğazlıyan Avukatı #Çandır Avukatı #Çayıralan Avukatı #Çekerek Avukatı #Kadışehri Avukatı #Saraykent Avukatı #Sarıkaya Avukatı #Sorgun Avukatı #Şefaatli Avukatı #Yenifakılı Avukatı #Yerköy Avukatı #Kırıkkale Avukatı #Bahşılı Avukatı #Balışeyh Avukatı #Çelebi Avukatı #Delice Avukatı #Karakeçili Avukatı #Keskin Avukatı #Sulakyurt Avukatı #Yahşihan Avukatı #Samsun Avukatı #Atakum Avukatı #Canik Avukatı #İlkadım Avukatı #Tekkeköy Avukatı #Alaçam Avukatı #Asarcık Avukatı #Ayvacık Avukatı #Bafra Avukatı #Çarşamba Avukatı #Havza Avukatı #Kavak Avukatı #Ladik Avukatı #Ondokuzmayıs Avukatı #Salıpazarı Avukatı #Terme Avukatı #Vezirköprü Avukatı #Yakakent Avukatı