...

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik (TCK 216) ve Cezası

Hukuk dünyasındaki güncel gelişmeleri, değişen mevzuatları ve yargı kararlarını sizin için analiz ediyoruz. Haklarınızın bilincinde olmanız ve yasal süreçleri daha iyi anlamanız için hazırladığımız güncel paylaşımlarımızı buradan takip edebilirsiniz.

Konu Başlıkları

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik suçu (TCK 216) — Çorum ceza avukatı Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama, Türk Ceza Kanunu’nun 216. maddesinde düzenlenmiş olup madde üç fıkrasında birbirinden farklı üç ayrı suça yer verir. Birinci fıkra halkın bir kesimini diğer bir kesim aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik etmeyi, ikinci fıkra halkın bir kesimini alenen aşağılamayı, üçüncü fıkra ise halkın bir kesiminin benimsediği dini değerleri alenen aşağılamayı cezalandırır.

Birinci fıkradaki suç somut bir tehlike suçudur; kamu düzenini ve toplum barışını koruyan, esas itibarıyla nefret söylemini sınırlandırmayı hedefleyen bir düzenlemedir. Sınırın ifade ve düşünce özgürlüğüyle kesişmesi nedeniyle değerlendirme son derece teknikdir; bu nedenle ilk ifadeden itibaren Çorum ceza avukatı desteği almak, Çorum merkez kadar Dodurga, Osmancık ve Sungurlu gibi ilçelerde yürütülen dosyalarda da belirleyicidir.

Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik Suçunun Unsurları

Birinci fıkradaki suçun oluşabilmesi için halkın, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesiminin diğer bir kesim aleyhine tahrik edilmesi gerekir. Bu sayım sınırlıdır: siyasi görüş farklılıkları, belli bir olay karşısındaki düşünce ayrılıkları ya da bir siyasi tutuma karşıtlık bu kategorilere girmez. Ayrıca bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması şarttır. Maddenin metnine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşılabilir.

Madde gerekçesine göre suçu oluşturan “tahrik”, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde, bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya bu tavırları pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalıdır. Fail sübjektif olarak da bu amacı gütmelidir. Salt yüz çevirme, soyut bir reddetme veya saygısızlık ifade eden bir davranış suçun gerçekleşmesi için yeterli değildir; fiilin ağır ve yoğun bir tarzda kin ve düşmanlığa tahrik içermesi, yani etkili bir şiddet çağrısı ya da nefret söylemi oluşturması gerekir.

İfade Özgürlüğü Sınırı ve Diğer Suçlarla İlişki

Yargıtay, ağır nitelikte eleştiri ile nefret söylemi arasındaki çizgiyi titizlikle çizmektedir. Gayrimuayyen toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna ya da mevcut duyguların pekişmesine etki edecek nitelik taşımayan, ifade ve düşünce özgürlüğü sınırları içinde kalan sözler bu suçu oluşturmaz.

Nitelendirme açısından üç ayrım önemlidir. Eylem belirli bir suçun işlenmesine çağrı içeriyorsa suç işlemeye tahrik suçu; işlenmiş bir suçun ya da suçlunun övülmesi niteliğindeyse suçu ve suçluyu övme suçu gündeme gelir. Devletin kurum ve organlarına yönelik aşağılama niteliğindeki sözler ise TCK’nın 301. maddesi kapsamında değerlendirilir ve Adalet Bakanlığından soruşturma izni alınmasını gerektirir.

Yargıtay Kararları Işığında Halkı Kin ve Düşmanlığa Tahrik

Aşağıda, halkı kin ve düşmanlığa tahrik uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:

  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 06.12.2023 tarih, 2023/2809 E. – 2023/9702 K. sayılı kararı: Daire, TCK’nın 216. maddesinin üç fıkrasında üç ayrı suça yer verildiğini açıkça ortaya koymuştur. Birinci fıkra ile halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik eyleminin, ikinci fıkra ile halkın bir kesimini alenen aşağılamanın, üçüncü fıkra ile de halkın bir kesimini benimsediği dini değerlerden dolayı aşağılamanın suç hâline getirildiği belirtilerek fıkralar arasındaki ayrım netleştirilmiştir.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 17.01.2024 tarih, 2021/18038 E. – 2024/423 K. sayılı kararı: Daire, TCK’nın 216/1. maddesindeki suçun somut bir tehlike suçu olduğunu; kamu düzenini ve toplum huzurunu himaye ettiğini, esas itibarıyla nefret söylemini sınırlandırmayı hedeflediğini açıklamıştır. Suçun, halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak birbirine karşı kamu düzeni için tehlikeli olabilecek şekilde düşmanlığa veya kin beslemeye alenen tahrik edilmesini cezalandırdığı vurgulanmıştır.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 24.01.2024 tarih, 2021/17770 E. – 2024/689 K. sayılı kararı: Daire, madde gerekçesini esas alarak tahrik kavramının sınırını çizmiştir. Buna göre tahrik, soyut saygısızlık ve reddin ötesinde bir halk kesimine karşı düşmanca tavırlar gösterilmesini sağlamaya veya pekiştirmeye objektif olarak elverişli olmalı; fail sübjektif olarak da bu amacı gütmelidir. Salt yüz çevirme, soyut bir red veya saygısızlık ifade eden davranış ya da sözler suçun gerçekleşmesi bakımından yeterli değildir.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 14.02.2024 tarih, 2021/18682 E. – 2024/1297 K. sayılı kararı: Daire, sanığın söylemlerinin halkı sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak gayri muayyen toplum kesimi üzerinde kin ve nefret duygularının oluşumuna ya da mevcut duyguların pekişmesine etki edecek nitelikte olmadığını, ifade ve düşünce özgürlüğü sınırları kapsamında bulunduğunu saptamıştır. Bu nedenle eylemin suçu oluşturmadığına ve beraat yerine mahkûmiyet hükmü kurulmasının hukuka aykırı olduğuna karar vermiştir.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 22.03.2021 tarih, 2020/7711 E. – 2021/4297 K. sayılı kararı: Sanığın kullanıcısı olduğu sosyal medya hesaplarından belirli bir siyasi kesime yönelik ağır hakaret içeren, “koyun ve bidon kafalı” benzetmelerini de barındıran paylaşımlar yaptığı, bunu kendisinin de kabul ettiği saptanmıştır. Daire, halkın bir kesiminin alenen aşağılandığını belirterek unsurları oluşan suçtan mahkûmiyet kararı verilmesi gerekirken beraat kararı verilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 03.07.2023 tarih, 2023/1302 E. – 2023/5532 K. sayılı kararı: Sanık, internet ortamındaki hesabından belirli bir toplum kesimi için “temizlemenin en kısa yolu katliamdır” ve benzeri ağır ifadeler içeren paylaşımlar yapmıştır. Daire, madde gerekçesine atıfla halkın bir kesimini oluşturan gayrimuayyen sayıdaki kişilerin farklılıklarına dayanarak aşağılanması gerektiğini belirtmiş; paylaşımların düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini ve suçun unsurlarının oluştuğunu saptayarak mahkemenin kabulünde isabetsizlik görmemiştir.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 12.02.2024 tarih, 2021/15440 E. – 2024/1136 K. sayılı kararı: Sanığın sosyal medya paylaşımlarında askerlere yönelik iddialar ile ağır küfür ve nitelemeler yer almaktadır. Daire, somut olayda halkın bir kesiminin sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığına dayanarak aşağılanmadığını; ancak sözlerin devletin askerî teşkilatına yönelik, ağır eleştiri amacını aşan aleni aşağılama niteliği taşıdığını belirterek TCK’nın 301. maddesi uyarınca ve Adalet Bakanlığından izin alındıktan sonra cezalandırma gerektiğini, suç vasfında yanılgıya düşülmesini hukuka aykırı bulmuştur.
  • Yargıtay 8. Ceza Dairesi 21.04.2025 tarih, 2023/3938 E. – 2025/3119 K. sayılı kararı: Sanığın paylaşımlarının yöneldiği kesim, darbe girişimine karşıt olan vatandaşlardır. Daire, bu kesimin TCK’nın 216/1. maddesindeki sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farklılığı unsuruna uymadığını belirterek unsurları yönünden oluşmayan suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğinin gözetilmemesini; ayrıca kabule göre basın ve yayın yoluyla işlendiği anlaşılan suçta TCK 218 uyarınca artırım yapılması gerektiğinin gözden kaçırılmasını hukuka aykırı bulmuştur.

Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.

Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi

Halkı kin ve düşmanlığa tahrik dosyalarında savunmanın ilk sorusu kategoridir: sözlerin yöneldiği kesim gerçekten sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı bir kesim midir? Siyasi tutum ya da bir olay karşısındaki duruş bu kategorilere girmez ve bu tespit tek başına beraat sonucunu doğurur. İkinci soru elverişliliktir: ifadeler düşmanca tavırları sağlamaya ya da pekiştirmeye objektif olarak elverişli mi, yoksa ağır da olsa eleştiri sınırında mı kalmaktadır? Üçüncüsü açık ve yakın tehlikedir; bunun somut olarak nasıl doğduğu gerekçede gösterilmelidir. Dördüncüsü nitelendirmedir: eylem TCK 216 mı, TCK 214, 215 ya da 301 mi kapsamındadır? Basın ve yayın yoluyla işlenme hâlinde cezanın artırılacağı da gözden kaçırılmamalıdır.

Çorum merkez ile Dodurga, Osmancık, Sungurlu ve Alaca başta olmak üzere Çorum’un tüm ilçelerinde Çorum ceza avukatı ve Çorum ağır ceza avukatı desteği arayanlar, Çorum ceza avukatı hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir ve Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir.

Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.

SİZİ ARAYALIM

Hukuki süreçlerinizle ilgili profesyonel destek almak için iletişim bilgilerinizi bırakın. Uzman ekibimiz, başvurunuzu titizlikle inceleyerek en kısa sürede size geri dönüş sağlayacaktır.