...

Bozulmuş Gıda Ticareti Suçu TCK 186 | Çorum Ceza Avukatı

Hukuk dünyasındaki güncel gelişmeleri, değişen mevzuatları ve yargı kararlarını sizin için analiz ediyoruz. Haklarınızın bilincinde olmanız ve yasal süreçleri daha iyi anlamanız için hazırladığımız güncel paylaşımlarımızı buradan takip edebilirsiniz.

Konu Başlıkları

Bozulmuş gıda ticareti suçu TCK 186 konulu Çorum ceza avukatı bilgilendirme görseli

Bozulmuş gıda ticareti suçu, Türk Ceza Kanunu’nun 186. maddesinde düzenlenen ve kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş yenilecek, içilecek maddeler ile ilaçların satılmasını, tedarik edilmesini yahut bulundurulmasını cezalandıran bir kamu sağlığı suçudur. Bir lokantada yapılan denetim, bir fırından alınan numune ya da bir gıda takviyesine ilişkin analiz, işletme sahibi hakkında doğrudan kamu davası açılmasına yol açabilir. Bu nedenle numune alma tutanağının düzenlendiği andan itibaren Çorum ceza avukatı desteği almak; Çorum merkez kadar Kargı ve Uğurludağ gibi ilçelerde yürütülen gıda denetimlerinde de savunmanın seyrini belirler.

Uygulamada belirleyici olan nokta şudur: her bozulmuş gıda, ceza hukuku anlamında suç oluşturmaz. Yargıtay, gıdanın yalnızca “insan sağlığına zararlı” bulunmasını yeterli görmemekte; ürünün “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte” olduğunun uzman kurum raporuyla ortaya konmasını aramaktadır. Bu ayrım yapılmadan kurulan hükümler istikrarlı biçimde bozulmaktadır.

Bozulmuş Gıda Ticareti Suçunun Unsurları ve Korunan Hukuki Değer

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun 186. maddesi, Kanun’un “topluma karşı suçlar” başlıklı Üçüncü Kısmı’nın “kamunun sağlığına karşı suçlar” bölümünde yer alır. Korunan hukuki değer bireysel mağdurun sağlığı değil, toplumun genel sağlığıdır. Bu nitelendirmenin pratik sonuçları vardır.

Yargıtay 20. Ceza Dairesi 06.07.2020 tarih, 2019/3504 E. – 2020/3876 K. sayılı kararı: Suça konu kayısılarda hidrojen peroksit bulunduğu tespit edilmiş, ayrıca yerel mahkeme İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nün davaya katılmasına karar vererek şikâyetçi vekili lehine vekâlet ücretine hükmetmiştir. Daire, öncelikle kayısıdaki maddenin kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu veya uzman bir kurumdan rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Ayrıca suçun kamunun sağlığına karşı suçlar arasında düzenlenmiş olması nedeniyle ilgili müdürlüğün CMK’nın 237. maddesi uyarınca mağdur veya suçtan doğrudan zarar gören sıfatıyla davaya katılmasının mümkün olmadığını vurgulayarak hükmü bozmuştur.

Suçun maddi unsuru üç seçimlik hareketten oluşur: satmak, tedarik etmek ve bulundurmak. Failin ürünü bizzat üretmiş olması şart değildir; satışa arz eden ya da işyerinde bulunduran kişi de sorumludur. Manevi unsur kasttır; taksirle işlenmesi cezalandırılmaz. Suçun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde tüzel kişiye özgü güvenlik tedbirleri de gündeme gelir.

Adli Tıp Raporu Olmadan Mahkûmiyet Kurulabilir mi?

Bu, bozulmuş gıda ticareti suçu dosyalarının kaderini belirleyen sorudur ve Yargıtay’ın cevabı nettir: kurulamaz. Aşağıda, bozulmuş gıda ticareti suçu uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:

  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi 19.01.2016 tarih, 2015/14190 E. – 2016/181 K. sayılı kararı: Peynir üretimi ve satımı yapan sanık hakkındaki ihbar üzerine alınan arama kararıyla yapılan aramada, şekli bozulmuş ve hasarlı tenekelerde peynirler ele geçirilmiş; alınan bilirkişi raporunda peynirlerin “insan sağlığına zararlı” olduğu tespit edilmiştir. Daire, TCK’nın 186. maddesindeki suçun oluşması için gıdanın “kişilerin hayatı ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte” olması gerektiğini, mevcut raporun bu ölçütü karşılamadığını belirtmiştir. Bu nitelik yönünden yeni bir rapor alınmadan hüküm kurulmasını eksik kovuşturma sayarak kararı bozmuştur.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi 24.02.2021 tarih, 2020/11327 E. – 2021/2715 K. sayılı kararı: Sanığın işyerinde ele geçirilen “Maxromen Natural Food Supplement” isimli gıda takviyesi ürünü hakkında mahkûmiyet kararı verilmiştir. Daire, ürünün analiz sonuçlarına göre kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş gıda maddesi niteliğinde olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu Başkanlığından rapor aldırılması gerektiğini belirtmiştir. Yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak eksik araştırma ile hüküm kurulmasını bozma nedeni saymıştır.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi 28.03.2023 tarih, 2023/1661 E. – 2023/2753 K. sayılı kararı: Sanığın mesul müdürü olduğu şirket, hizmet alımı sözleşmesi kapsamında okulda öğle yemeği vermiş; yemek numunelerinde tespit edilen bakteriler nedeniyle çok sayıda öğrenci gıda maddelerini tükettikten sonra rahatsızlanmıştır. Yerel mahkeme bu gerekçeyle mahkûmiyet kararı vermiştir. Daire ise çok sayıda öğrencinin hastalanmış olmasını dahi tek başına yeterli görmemiş, numunelerin kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş nitelikte olup olmadığı hususunda Adli Tıp Kurumundan rapor alınarak tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi gerektiğini belirterek hükmü bozmuştur.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi 11.01.2022 tarih, 2021/9197 E. – 2022/187 K. sayılı kararı: Somut olayda suç konusu ürün “Çeşmidil” adlı bitki karışımlı macunlardır ve sanık hakkında mahkûmiyet hükmü kurulmuştur. Daire, macunların analiz sonuçlarının kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş gıda maddesi niteliğinde olup olmadığı konusunda Adli Tıp Kurumu ya da uzman bir kurumdan rapor alınmasını zorunlu görmüştür. Eksik araştırmayla kurulan hüküm bozulmuştur.
  • Yargıtay 10. Ceza Dairesi 11.09.2019 tarih, 2017/6554 E. – 2019/5460 K. sayılı kararı: Suça konu ürün ağız spreyleridir. Daire, yalnızca analiz yönünden değil, savunma yönünden de bir eksikliğe işaret etmiştir. Sanığa, suça konu spreyleri üretici firmadan aldığına ilişkin fatura ve diğer belgeleri dosyaya sunması için kesin süre verilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu belgelerle birlikte ürünün TCK’nın 186. maddesi kapsamında niteliği hakkında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmadan hüküm kurulmasını bozma nedeni yapmıştır.

Bu kararların ortak mesajı açıktır: savunmanın ilk ve en güçlü argümanı, dosyada usulüne uygun bir uzman kurum raporu bulunup bulunmadığıdır. Gıda mevzuatına aykırılık tespiti ile ceza sorumluluğu birbirinden farklı iki değerlendirmedir.

Suç mu, İdari Para Cezası mı? TCK 186 ile 5996 Sayılı Kanun Ayrımı

Analiz sonucu ürünün insan sağlığı bakımından tehlike doğurmadığını gösteriyorsa, eylem ceza hukuku alanından çıkar ve gıda mevzuatının idari yaptırım rejimine girer. Bu ayrım, sanık bakımından hapis cezası ile idari para cezası arasındaki farkı yaratır.

  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi 24.06.2020 tarih, 2019/6451 E. – 2020/3290 K. sayılı kararı: Numune alma tutanağına göre suç konusu sucuğun içeriğinde salmonella spp. bakterisi tespit edilmiştir. Daire, öncelikle uzman bir kurumdan ürünün kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak biçimde bozulmuş veya değiştirilmiş olup olmadığına ilişkin rapor alınması gerektiğini belirtmiştir. Kararda, insan sağlığına zararlı olduğu tespit edilirse eylemin TCK’nın 186/1. maddesi kapsamında; zararlı olmadığı belirlenirse 5996 sayılı Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu’nun 21/5 ve 40/1-d maddeleri kapsamında değerlendirilmesi gerektiği açıkça gösterilmiştir.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi 25.01.2016 tarih, 2015/14096 E. – 2016/317 K. sayılı kararı: Mağdurlar, sanığın işlettiği yerde yedikleri tavuk döner ve içtikleri ayran nedeniyle gıda zehirlenmesi yaşadıklarını ileri sürmüştür. Ancak işletmeden herhangi bir örnek alınıp analiz yaptırılmamış, suç tarihi itibarıyla bunun yapılması da mümkün olmamıştır. Daire, suçun oluşması için gıdanın niteliğinin uzman kişi veya kurumlardan alınacak raporlarla tespit edilmesi gerektiğini yineleyerek, bu koşul sağlanmadığından tebliğnamedeki bozma düşüncesine iştirak etmemiştir. Karar, numune alınmadan açılan dosyalarda savunmanın dayanacağı temel içtihatlardandır.

Suç Vasfının Belirlenmesi: TCK 186 ile TCK 185 ve 187 Arasındaki Sınır

Uygulamada sıkça karşılaşılan bir başka sorun, eylemin hangi maddeye gireceğinin karıştırılmasıdır. Gıdaya kasten zehirli madde katılması ile gıdanın bozulmuş olması birbirinden farklı suçlardır; benzer şekilde ilaçlara ilişkin fiiller TCK 187’de ayrıca düzenlenmiştir. Konunun kapsamı için zehirli madde katma suçu (TCK 185) ve genel güvenliğin kasten tehlikeye sokulması başlıklı yazılarımız da incelenebilir.

  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi 26.12.2017 tarih, 2017/6110 E. – 2017/7310 K. sayılı kararı: Sanığa ait ekmek fırınında üretilip satışa arz edilen numuneler üzerinde yapılan tetkiklerde küf miktarının kriterlerin üzerinde olduğu, bu nedenle ürünün sağlığa az veya çok zarar verebilecek derecede bozulmuş sayılacağı Adli Tıp Kurumu 5. İhtisas Kurulu raporuyla belirlenmiştir. Yerel mahkeme sanığı “zehirli madde katma” suçundan mahkûm etmiştir. Daire, eylemin bir bütün hâlinde TCK’nın 186/1. maddesindeki bozulmuş gıda ticareti suçunu oluşturduğunu, suç vasfında yanılgıya düşüldüğünü belirterek hükmü bozmuştur.
  • Yargıtay 20. Ceza Dairesi 01.06.2020 tarih, 2019/4660 E. – 2020/2312 K. sayılı kararı: İhbar üzerine alınan arama kararına istinaden yapılan aramada çaylar ele geçirilmiştir. İddianamede ve gerekçeli karar başlığında suç “bozulmuş veya değiştirilmiş gıda veya ilaç ticareti” olarak gösterildiği hâlde, hüküm ve gerekçe kısmında sanığın TCK’nın 187/1. maddesi uyarınca cezalandırılmasına karar verilmiştir. Daire hem bu çelişkiyi hem de suça konu çayın kişilerin hayatı ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelikte olup olmadığı konusunda bilirkişi raporu alınmamasını eksik araştırma sayarak kararı bozmuştur.

Benzer dosyaların gerekçelerini Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden incelemek, savunma stratejisinin kurulmasında yol gösterici olur.

Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi

Bozulmuş gıda ticareti suçu isnadıyla karşılaşan işletme sahipleri bakımından savunmanın omurgasını dört başlık oluşturur. Birincisi, numunenin usulüne uygun alınıp alınmadığı: numune alma tutanağının tarihi, şahitleri ve saklama koşulları titizlikle incelenmelidir. İkincisi, dosyada Adli Tıp Kurumu ya da eşdeğer uzman bir kurumdan alınmış, “kişilerin hayatını ve sağlığını tehlikeye sokacak nitelik” sorusunu doğrudan yanıtlayan bir rapor bulunup bulunmadığı; yalnızca “sağlığa zararlı” ifadesi taşıyan raporlar Yargıtay denetiminden geçmemektedir. Üçüncüsü, ürünün üretici veya tedarikçiden alındığını gösteren fatura, irsaliye ve sözleşmelerin dosyaya kazandırılması; bu belgeler hem kastı hem de sorumluluğun kimde olduğunu tartışmaya açar. Dördüncüsü, rapor tehlike bulunmadığını gösteriyorsa eylemin 5996 sayılı Kanun kapsamında idari yaptırıma konu olacağının, ceza davasında beraat gerektiğinin savunulmasıdır.

Bu dosyalar çoğu zaman asliye ceza mahkemesinde görülür ve teknik bilirkişi tartışmasıyla şekillenir; bu nedenle sürecin daha soruşturma aşamasında doğru kurgulanması sonucu belirler. Çorum ceza avukatı hizmetlerimiz hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz. Çorum merkez ile Kargı, Uğurludağ, Sungurlu ve Osmancık başta olmak üzere Çorum’un tüm ilçelerinde Çorum ceza avukatı ve Çorum ağır ceza avukatı hizmeti arayanlar Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir.

Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.

SİZİ ARAYALIM

Hukuki süreçlerinizle ilgili profesyonel destek almak için iletişim bilgilerinizi bırakın. Uzman ekibimiz, başvurunuzu titizlikle inceleyerek en kısa sürede size geri dönüş sağlayacaktır.