Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulanması, Türk Ceza Kanunu’nun 140. maddesinde kişisel verilere ilişkin suçlar bakımından özel olarak düzenlenmiştir. Maddeye göre kişisel verilerin kaydedilmesi ile verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarının bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, tüzel kişiler hakkında bunlara özgü güvenlik tedbirlerine hükmolunur. Çorum ceza avukatı olarak takip edilen şirket dosyalarında bu tedbir, çoğu zaman cezadan daha ağır sonuçlar doğurmaktadır.
TCK 140 bağımsız bir yaptırım rejimi kurmaz; TCK 60’ta düzenlenen faaliyet izninin iptali ve müsadere tedbirlerine gönderme yapar. Bu nedenle uygulamada belirleyici olan, TCK 60’ın aradığı koşulların somut olayda gerçekleşip gerçekleşmediğidir. Aşağıda bu koşullar ve Yargıtay’ın aradığı ölçütler ele alınmaktadır.
Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri Nedir? (TCK 140)
TCK 140, kişisel verilerin kaydedilmesi (TCK 135) ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme (TCK 136) suçlarının bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâline özgüdür. Maddenin güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu metninden ulaşılabilir.
Uygulamada bu maddeye özgülenmiş, yani doğrudan TCK 135 veya 136 suçları nedeniyle bir şirket hakkında güvenlik tedbirine hükmedilen yerleşik bir Yargıtay kararına rastlanmamaktadır. Bu nedenle tedbirin sınırları, TCK 60’ın uygulandığı kaçakçılık, çevre, fuhuş ve şirket müsaderesi dosyalarında oluşan içtihatlarla belirlenmektedir. Kişisel veri suçlarının usul rejimi bakımından ayrıca kişisel veri suçlarında şikayet (TCK 139) yazımız incelenebilir.
Yargıtay 5. Ceza Dairesi 13.11.2019 tarih, 2019/7089 E. – 2019/10662 K. sayılı kararı, tüzel kişinin ceza yargılamasındaki konumunu netleştirmesi bakımından önemlidir. Edimin ifasına fesat karıştırma suçuna ilişkin bu dosyada Daire, tüzel kişilerin doğrudan suç faili yani sanık olamayacağını, dolayısıyla haklarında beraat kararı verilemeyeceğini belirtmiştir. Kararda, özel hukuk tüzel kişisi bakımından ancak organ veya temsilci sıfatını taşıyan kişilerin suç faili olabileceği, tüzel kişi hakkında ise güvenlik tedbiri uygulanmasına yer olmadığına karar verilmesi gerektiği ortaya konularak beraat hükmü düzeltilmiştir.
Tüzel Kişiler Hakkında Güvenlik Tedbiri İçin Aranan Şartlar
Yargıtay 19. Ceza Dairesi 04.02.2016 tarih, 2015/21225 E. – 2016/1211 K. sayılı kararında TCK 60/1’in uygulanma koşulları kümülatif biçimde sayılmıştır. Daire’ye göre kasıtlı bir suçun tüzel kişinin organ veya temsilci sıfatını taşıyan kişilerin iştirakiyle işlenmesi, bu kişiler hakkında mahkûmiyet kararı verilmiş olması, suçun tüzel kişinin faaliyet izninin sağladığı yetki kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi ve bununla tüzel kişi yararına bir kazanç elde edilmiş olması gerekir. Aynı kararda, tekel alanında faaliyet gösteren ve herhangi bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunması gerekmeyen şirket bakımından TCK 60 hükümlerinin uygulanamayacağı belirlenmiştir.
Yargıtay 4. Ceza Dairesi 04.07.2024 tarih, 2024/4292 E. – 2024/9691 K. sayılı kararı ile Yargıtay 19. Ceza Dairesi 07.03.2016 tarih, 2015/15616 E. – 2016/3831 K. sayılı kararında aynı ölçüt yinelenmiştir. Kararlara göre, bir kamu kurumunun verdiği izne dayalı olarak faaliyette bulunan özel hukuk tüzel kişisinin organ veya temsilcilerinin iştirakiyle ve bu iznin verdiği yetkinin kötüye kullanılması suretiyle tüzel kişi yararına işlenen kasıtlı suçlardan mahkûmiyet hâlinde iznin iptaline karar verilir. Kamu izni unsurunun bulunmadığı hâllerde tedbir uygulanamaz.
Yargıtay 19. Ceza Dairesi 30.04.2015 tarih, 2015/66 E. – 2015/1001 K. sayılı kararında organ veya temsilci şartı somutlaştırılmıştır. Sanığın yayın kuruluşunun yetkilisi olmadığı olayda Daire, tedbirin uygulanabilmesi için tüzel kişinin faaliyet alanının suçla doğrudan bağlantılı olması ve ayrıca organ veya temsilcinin suçun faili olarak fiile iştirak etmesi gerektiğini belirterek güvenlik tedbirine hükmedilemeyeceği sonucuna varmıştır.
Tüzel Kişi Yararına İşlenme ve Özel Hukuk Tüzel Kişisi Şartı
Suçun tüzel kişiye ait bir iş yerinde işlenmiş olması tek başına yeterli değildir; suçun tüzel kişi yararına işlenmesi ve tüzel kişinin haksız bir menfaat elde etmesi gerekir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi 09.02.2016 tarih, 2015/7780 E. – 2016/1436 K. sayılı kararında bu ayrım açıkça yapılmıştır. Daire, sanıkların üzerlerine atılı suçu özel hukuk tüzel kişisi olan iş yerinde işlemiş olmalarının, bu eylemleri şirket yararına gerçekleştirdikleri anlamına gelmeyeceğini belirtmiş; buna rağmen sahibi oldukları tüzel kişilik hakkında güvenlik tedbirine hükmedilmesini hukuka aykırı bulmuştur.
Tedbirin muhatabının hukuki niteliği de denetlenmelidir. Yargıtay 14. Ceza Dairesi 11.02.2014 tarih, 2012/3955 E. – 2014/1467 K. sayılı kararı, fuhuş için yer temin etme suçuna ilişkindir. Daire, TCK 60/1’deki güvenlik tedbirinin yalnızca özel hukuk tüzel kişileri hakkında uygulanabileceğini, sanığın sahibi olduğu otelin tüzel kişiliği bulunmadığından bu madde uyarınca güvenlik tedbirine hükmedilmesine kanuni imkân olmadığını belirtmiş ve otelin işletme izninin iptaline karar verilmesini kanuna aykırı bularak hükmü bozmuştur.
Yargıtay 3. Ceza Dairesi 26.02.2025 tarih, 2023/16670 E. – 2025/6908 K. sayılı kararında özel hukuk tüzel kişisi kavramı tanımlanmıştır. Karara göre özel hukuk tüzel kişileri, belli bir amacı gerçekleştirmek üzere bağımsız bir varlık hâlinde teşkilatlanmış şahıs ve mal topluluklarıdır ve kazanç paylaşma amacı güden şirketler ile böyle bir amaç gütmeyen kuruluşları kapsar. Bu tanım, tedbirin kimler hakkında uygulanabileceğinin belirlenmesinde çıkış noktasıdır.
Müsadere, Orantılılık ve Öne Çıkan Yargıtay Kararları
Aşağıda, tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi 30.04.2025 tarih, 2022/33776 E. – 2025/13139 K. sayılı kararı: Karar, tüzel kişiliğin malvarlığına elkonulması ve müsadere edilmesinin sınırlarına ilişkindir. Daire, bu tedbirler bakımından CMK 128’de sayılan suçların işlendiğine ve tüzel kişinin elde ettiği yararın bu suçtan kaynaklandığına dair somut delillere dayanan kuvvetli şüphe sebebinin bulunması ve bu durumun maddede sayılan kurumlarca rapora bağlanması gerektiğini belirtmiştir. Kararda ayrıca raporun tek başına yeterli olmadığı; tüzel kişiliğin tüm faaliyetleri dikkate alındığında kasıtlı bir suçun işlenmesinde vasıta olarak kullanılması veya tamamen suçun işlenmesine tahsis edilmiş olması hâlinde malvarlığının müsadere edilebileceği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi 22.10.2025 tarih, 2025/2649 E. – 2025/24588 K. sayılı kararı: Dosyada, dernek ve vakıflar hakkında Türk Ceza Kanunu’ndaki müsadere hükümlerinin uygulanıp uygulanamayacağı tartışılmıştır. Daire, TCK’da yer alan müsadereye ilişkin hükümlerin dernekler ve vakıflar hakkında uygulama yeri bulunmadığı sonucuna varmıştır. Karar, tedbirin muhatabı bakımından tüzel kişilik türünün ayrıca denetlenmesi gerektiğini göstermektedir.
- Yargıtay 19. Ceza Dairesi 16.01.2017 tarih, 2016/629 E. – 2017/248 K. sayılı kararı: Daire, TCK 60. maddesinde sözü edilen ve haklarında güvenlik tedbirine hükmolunabilecek tüzel kişilerin özel hukuk tüzel kişileri olduğunu belirlemiştir. Kararda ayrıca şike ve teşvik primi suçları bakımından idari yaptırım uygulanabilmesi için suçun spor kulübü veya sair bir tüzel kişinin yararına işlenmiş olmasının zorunlu kanuni koşul olduğu ortaya konulmuştur. Bu tespit, yarar unsurunun her hâlde ayrıca ispatlanması gerektiğini göstermektedir.
Bu kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi
Tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri talep edilen dosyalarda savunmanın üzerinde durması gereken noktalar bellidir. Öncelikle tedbirin muhatabının gerçekten bir özel hukuk tüzel kişisi olup olmadığı belirlenmelidir; tüzel kişiliği bulunmayan işletmeler ile dernek ve vakıflar bakımından uygulama alanı sınırlıdır. İkinci olarak faaliyetin bir kamu kurumu iznine dayanıp dayanmadığı incelenmeli; izne bağlı olmayan faaliyetlerde iznin iptali tedbiri gündeme gelemez. Üçüncü olarak suçun organ veya temsilci sıfatını taşıyan kişilerce işlenip işlenmediği ve bu kişiler hakkında mahkûmiyet kararı bulunup bulunmadığı denetlenmelidir.
En sık gözden kaçan nokta ise yarar unsurudur: suçun şirkete ait bir iş yerinde işlenmiş olması, şirket yararına işlendiği anlamına gelmez ve bu husus ayrıca ispatlanmalıdır. Müsadere taleplerinde ise kuvvetli şüphe, kurum raporu ve orantılılık ölçütleri birlikte tartışılmalıdır. Diğer hizmet alanlarımız için Çorum avukat ve hukuki danışmanlık hizmetleri sayfamızı inceleyebilirsiniz. Şirketiniz hakkında tüzel kişiler hakkında güvenlik tedbiri talep edildiyse, Çorum ağır ceza avukatı arayışınızda Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.