Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, dijitalleşen günlük hayatta en sık karşılaşılan ancak sınırları en çok tartışılan ceza hukuku başlıklarından biridir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 135. maddesinde düzenlenen bu suç, gerçek kişiye ait bilgilerin hukuka aykırı biçimde kayda alınmasını cezalandırır. Bir telefon numarasının not edilmesinden banka hesap bilgilerinin ekran görüntüsüyle saklanmasına kadar geniş bir eylem yelpazesi bu kapsamda değerlendirilebilmektedir.
Uygulamada asıl güçlük, hangi bilginin “kişisel veri” sayılacağı ve eylemin hangi maddeye gireceğidir. Yanlış nitelendirme, beraat edilmesi gereken bir dosyada mahkûmiyete yol açabilmektedir. Bu nedenle soruşturmanın ilk aşamasından itibaren Çorum ceza avukatı desteği almak, savunmanın doğru zeminde kurulması bakımından belirleyicidir.
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu Nedir? (TCK 135)
Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu, kimliği belirli veya belirlenebilir bir gerçek kişiye ait her türlü bilginin, hukuka uygun bir sebep olmaksızın kayda alınmasıyla oluşur. Suçun maddi konusu yalnızca gizli tutulan bilgilerle sınırlı değildir; nüfus bilgileri, adli sicil kaydı, yerleşim yeri, eğitim durumu, mesleği, banka hesap bilgileri, telefon numarası, sağlık bilgileri ve biyolojik örnekler de bu kapsamdadır. Suçun düzenlendiği metne 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşılabilir.
Kaydın hangi araçla yapıldığı önem taşımaz. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 10.06.2014 tarih, 2012/1514 E. – 2014/312 K. sayılı kararı: Kurul, TCK’nın 135. maddesinin gerekçesine atıfla gerçek kişiyle ilgili her türlü bilginin kişisel veri kabul edilmesi gerektiğini belirlemiştir. Kararda, suç tanımında kişisel verilerin bilgisayar ortamında veya kâğıt üzerinde kayda alınması arasında bir ayrım gözetilmediği açıkça vurgulanmıştır. Böylece defter, dosya, telefon hafızası ya da bulut ortamı ayrımı yapılmaksızın her kayıt biçimi suçun kapsamına alınmıştır.
Suçun oluşumu için kaydın hukuka aykırı olması şarttır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 08.01.2020 tarih, 2019/973 E. – 2020/218 K. sayılı kararı: Daire, hukuka aykırılık değerlendirmesinin somut olayın özellikleri dikkate alınarak titizlikle yapılmasını, herhangi bir hukuk dalınca kabul edilebilecek bir hukuka uygunluk nedeninin bulunup bulunmadığının saptanmasını aramıştır. Ayrıca failin, eylemiyle hukuka aykırı hareket ettiğini bildiği ya da bilebilecek durumda olduğunun tespit edilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Kişisel Veri Kavramının Sınırları: Sır Niteliği, Aleniyet ve Tüzel Kişiler
Korunan hukuki değer sır değil, kişilik haklarıdır. Bu nedenle verinin gizli tutuluyor olması aranmaz. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 15.12.2025 tarih, 2024/1729 E. – 2025/8856 K. sayılı kararı: Daire, TCK’nın kişisel verilerin korunmasına ilişkin düzenlemelerinde yalnızca sır niteliğindeki verilerin korunacağına dair bir hüküm bulunmadığını tespit etmiştir. Buna göre her türlü kişisel verinin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi, başkasına verilmesi, yayılması veya ele geçirilmesi TCK’nın 135 ve 136. maddelerindeki suçları oluşturur. Kararda ayrıca herkesçe bilinen veya kolaylıkla ulaşılabilen bilgilerin de yasal anlamda kişisel veri sayıldığı vurgulanmıştır.
Korumanın kapsamı bakımından bir diğer sınır tüzel kişilerdir. Yargıtay Ceza Daireleri Başkanlar Kurulu 31.03.2021 tarih, 2020/105 E. – 2021/12 K. sayılı kararı: Kurul, TCK’nın 135 ve 136. maddelerindeki suçların maddi konusunu oluşturan kişisel veri kavramından gerçek kişiye ait her türlü bilginin anlaşılması gerektiğini belirtmiştir. Buna bağlı olarak bir firmaya ait bilgi ve belgelerin kişisel veri kapsamında değerlendirilemeyeceği açıkça ifade edilmiştir. Karar, ticari bilgilerin ele geçirilmesi iddialarında hangi suç tipinin tartışılacağını göstermesi bakımından yol göstericidir.
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçu ile Özel Hayatın Gizliliğini İhlal Ayrımı
Uygulamada en çok hata yapılan nokta, ses ve görüntü kayıtlarının hangi maddeye gireceğidir. Yargıtay, kişinin özel hayatına ilişkin ses ve görüntü kayıtlarını TCK’nın 135. maddesi kapsamında kişisel veri olarak nitelendirmemekte, bu fiilleri özel hayatın gizliliğini ihlal suçu (TCK 134) kapsamında değerlendirmektedir. Aynı ayrım, konuşmaların dinlenmesi ve kayda alınması suçu ile haberleşmenin gizliliğini ihlal suçu bakımından da dikkatle kurulmalıdır.
Bu ayrım netleşmeden kurulan hükümler bozulmaktadır. Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ile özel hayatın gizliliğini ihlal suçu arasındaki sınırı gösteren kararlar, savunmanın en güçlü dayanaklarındandır. Aşağıda, kişisel verilerin kaydedilmesi suçu uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23.03.2022 tarih, 2019/14037 E. – 2022/2232 K. sayılı kararı: Daire, bir özel hayat görüntüsünün ya da sesinin kişisel veri niteliği taşıdığında kuşku bulunmamakla birlikte, kişinin bilgisi dışında resim çekme veya kaydetme özelliğine sahip bir aletle elektronik, dijital veya manyetik ortama sabitlenmesinin TCK’nın 134/1. maddesinde düzenlendiğini belirtmiştir. Rıza dışında ifşa, yani yayma, açığa vurma, ilan etme veya içeriğini öğrenme yetkisi bulunmayan kişilerin bilgisine sunma ise TCK’nın 134/2. maddesi kapsamındadır. Bu nedenle söz konusu kayıtların TCK’nın 135/1 ve 136/1. maddeleri kapsamında kişisel veri olarak değerlendirilemeyeceği sonucuna varılmıştır.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 16.11.2022 tarih, 2019/10278 E. – 2022/8677 K. sayılı kararı: Daire, kişisel veriyi; kişinin yetkisiz üçüncü kişilerin bilgisine sunmadığı nüfus bilgileri, adli sicil kaydı, yerleşim yeri, banka hesap bilgileri, telefon numarası, sağlık bilgileri gibi kimliğini belirlenebilir kılan her türlü bilgi olarak tanımlamıştır. Aynı kararda kişinin özel hayatına ilişkin görüntüsü ya da sesinin yasal anlamda TCK’nın 135/1 ve 136/1. maddeleri kapsamında kişisel veri sayılamayacağı belirtilmiştir. Karar, hem kavramın kapsamını hem de dışında kalan alanı birlikte göstermesi bakımından önemlidir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 22.12.2014 tarih, 2014/7126 E. – 2014/26306 K. sayılı kararı: Somut olayda katılana ait özel fotoğraflar söz konusudur. Daire, bu fotoğrafların kişisel veri kapsamında değerlendirilemeyeceğini, eylemin TCK’nın 134/2. maddesine uyan özel hayatın gizliliğini ihlal suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir. Sanığın özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan cezalandırılmasına, kişisel verilerin kaydedilmesi suçundan ise beraatine karar verilmesi gerekirken her iki suçtan mahkûmiyet hükmü kurulması bozma nedeni yapılmıştır.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 13.01.2014 tarih, 2013/8391 E. – 2014/73 K. sayılı kararı: Daire, TCK’nın 135. maddesindeki suçun oluşabilmesi için belirli veya belirlenebilir bir kişiye ait her türlü bilginin hukuka aykırı olarak kaydedilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Aynı kararda kişilerin özel hayatlarına ilişkin cinsel mahremiyetlerini içeren görüntülerin yasal anlamda kişisel veri kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu husus gözetilmeden kurulan hüküm hukuka aykırı bulunarak bozulmuştur.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 24.04.2024 tarih, 2022/5608 E. – 2024/1855 K. sayılı kararı: Somut olayda şikâyetçinin adı ve soyadı ile birlikte ekonomik durumunu gösteren maaş bilgisi, şüpheliye ait sosyal paylaşım hesabına kaydedilerek paylaşılmıştır. Daire, bu iddianın TCK’nın 135. maddesindeki kişisel verilerin kaydedilmesi ve 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçlarını oluşturabileceğini kabul etmiştir. Karar, ekonomik bilgilerin de koruma kapsamında olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 20.06.2023 tarih, 2022/546 E. – 2023/356 K. sayılı kararı: Kurul, kişisel veri kavramını Kişisel Verilerin Korunması Kanunu’ndaki “kimliği belirli veya belirlenebilir gerçek kişiye ilişkin her türlü bilgi” tanımıyla birlikte değerlendirmiştir. Aynı kararda 21.02.2014 tarihli ve 6526 sayılı Kanun’la TCK’nın 135. maddesinin birinci fıkrasındaki suçun ceza alt sınırının bir yıla çıkarıldığı tespit edilmiştir. Karar, hem kavramın kapsamı hem de uygulanacak ceza miktarı bakımından belirleyicidir.
Kişisel Verilerin Kaydedilmesi Suçunun Cezası ve Yasal Gelişimi
Suçun yaptırımı, kanunun ilk hâlinde altı aydan üç yıla kadar hapis cezası olarak öngörülmüştü. Yargıtay Ceza Genel Kurulu 17.06.2014 tarih, 2012/1510 E. – 2014/331 K. sayılı kararı: Kurul, suçun temel yaptırımını “hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye altı aydan üç yıla kadar hapis cezası verilir” biçiminde ortaya koymuştur. Kararda ayrıca maddenin gerekçesine atıfla kişisel verinin kapsamı belirlenmiştir. Bu tarihli kararlar, lehe kanun değerlendirmesi bakımından hâlen önem taşımaktadır.
Yürürlükteki düzenleme ise daha ağırdır. Yargıtay 12. Ceza Dairesi 11.12.2024 tarih, 2023/3522 E. – 2024/7420 K. sayılı kararı: Daire, TCK’nın 135/1. maddesindeki düzenlemeyi “hukuka aykırı olarak kişisel verileri kaydeden kimseye bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası verilir” şeklinde aktarmıştır. Böylece 6526 sayılı Kanun sonrası uygulanacak ceza aralığı teyit edilmiştir. Nitelikli hâller ise TCK’nın 135. maddesinin ikinci fıkrası ile 137 ve 138. maddelerinde düzenlenmiş olup, kamu görevlisi sıfatı veya mesleğin sağladığı kolaylıktan yararlanma hâlinde ceza artırılmaktadır. Kararların tam metnine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden erişilebilir.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi
Kişisel verilerin kaydedilmesi suçu dosyalarında sonucu belirleyen üç soru vardır: Kaydedilen bilgi gerçek kişiye ait ve belirlenebilir nitelikte midir? Eylem TCK 135 kapsamında mı yoksa TCK 134 kapsamında mı kalmaktadır? Kaydın hukuka uygunluk sebebi bulunmakta mıdır? Bu üç başlık, iddianame aşamasından önce netleştirilmelidir.
Şüpheli veya sanık konumundaki kişiler bakımından; kaydın kim tarafından, hangi amaçla ve hangi ortamda yapıldığına ilişkin savunmanın ilk ifadeden itibaren tutarlı biçimde kurulması gerekir. Mağdur bakımından ise dijital delillerin kaybolmadan tespiti, ekran görüntülerinin ve içerik kayıtlarının usulüne uygun şekilde dosyaya kazandırılması kritik önemdedir. Somut olayın hangi maddeye gireceği konusundaki hata, çoğu zaman haksız mahkûmiyet ya da haksız beraatle sonuçlanmaktadır. Ağır ceza davaları ve kişisel verilere ilişkin soruşturmalarda profesyonel destek bu nedenle zorunludur. Çorum’da kişisel verilerin kaydedilmesi suçu isnadıyla karşılaşan veya bu suçtan şikâyetçi olmak isteyen kişiler, süreci baştan doğru kurgulamak için Çorum ceza avukatı ve Çorum ağır ceza avukatı arayışlarında Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.