Resmi belge hükmünde belgeler, Türk Ceza Kanunu’nun 210. maddesinde düzenlenmiş olup birinci fıkra uyarınca özel belgede sahtecilik suçunun konusunun emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, emtiayı temsil eden belge, hisse senedi, tahvil veya vasiyetname olması hâlinde resmî belgede sahtecilik suçuna ilişkin hükümler uygulanır. Maddenin ikinci fıkrası ise gerçeğe aykırı belge düzenleyen tabip, diş tabibi, eczacı, ebe, hemşire veya diğer sağlık mensuplarına ilişkin özel bir düzenleme içerir.
Bu hüküm, unsurları bakımından resmî belge sayılması mümkün olmayan bazı özel belgeleri kanun eliyle resmî belge düzeyinde korumaya almıştır. Pratikte sonuç ağırdır: bir yıldan üç yıla kadar hapsi gerektiren bir fiil, iki yıldan beş yıla kadar hapis cezasını gerektiren bir suça dönüşür. Bu nedenle nitelendirme tartışmasında Çorum ceza avukatı desteği almak; Çorum merkez kadar Sungurlu, İskilip ve Osmancık gibi ilçelerde yürütülen ticari kaynaklı dosyalarda da belirleyicidir.
Resmi Belge Hükmünde Belgeler ve Şekil Şartı
Yargıtay’ın yerleşik kabulüne göre 210/1’de sayılan belgelerin resmî belge sayılabilmesi için kanunda öngörülen usul ve şekil şartlarının eksiksiz bulunması zorunludur. Bu belgelerde yapılan sahteciliğin TCK 204/1 uyarınca cezalandırılabilmesi için belgenin özel kanunundaki tüm unsurları taşıması gerekir; bu hâlde belgenin kullanılıp kullanılmaması suçun oluşumuna etkili değildir. Maddenin metnine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşılabilir.
Buna karşılık özel kanununda sayılan unsurlardan biri eksikse belge özel belge sayılır ve TCK 207/1’in uygulanabilmesi için ayrıca “belgenin kullanılması” şarttır. Bu nedenle savunmanın ilk teknik hamlesi, belgenin suç tarihindeki hâliyle kambiyo senedi ya da emtia senedi vasfını taşıyıp taşımadığını ortaya koymaktır. Konunun ayrıntısı özel belgede sahtecilik suçu yazımızda ele alınmıştır.
Fatura ve İrsaliye Tartışması
Uygulamada en çok tartışılan konu, fatura ve sevk irsaliyesinin “emtiayı temsil eden belge” sayılıp sayılmayacağıdır. Bir görüşe göre sahteliği kabul edilen fatura, irsaliye, irsaliyeli fatura ve kantar fişleri emtiayı temsil eden belge niteliğindedir ve unsurları tamsa TCK 204/1 uygulanır. Daha yeni tarihli kararlarda ise faturanın, Türk Ticaret Kanunu’nun 645 ve devamı maddelerinde düzenlenen emtia senetlerinin özelliklerini taşımadığı vurgulanmaktadır.
Bu ikinci yaklaşıma göre emtia senetleri; tevdi olunan mala ilişkin ayni bir hakkı temsil eden, senet aracılığıyla malın mülkiyetinin devrine, üzerinde rehin kurulmasına veya malın geri alınmasına imkân sağlayan, cirosu kabil kıymetli evraktır. Fatura bu özellikleri taşımadığından özel belgedir; resmî bir kuruma ibraz edilmiş olması da ona resmî belge niteliği kazandırmaz. Fatura kaynaklı dosyalarda ayrıca resmi belgede sahtecilik suçu ile vergi mevzuatındaki özel hükümler arasındaki ilişki de denetlenmelidir.
Yargıtay Kararları Işığında Resmi Belge Hükmünde Belgeler
Aşağıda, resmi belge hükmünde belgeler uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 20.12.2016 tarih, 2014/196 E. – 2016/2107 K. sayılı kararı: Genel Kurul, unsurları bakımından resmî belge sayılması olanaklı olmadığı hâlde bazı özel belge türlerinin kanun tarafından özel olarak resmî belge düzeyinde korumaya alındığını ve bunların TCK 210/1’de gösterildiğini açıklamıştır. Kararda bu belgelerin emre veya hamile yazılı kambiyo senedi, tahvil, hisse senedi, emtiayı temsil eden belge ve vasiyetname olduğu; resmî belge sayılabilmeleri için kanunda öngörülen usul ve şekil şartlarının bulunmasının zorunlu olduğu vurgulanmıştır.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi 27.12.2023 tarih, 2020/7038 E. – 2023/12689 K. sayılı kararı: Daire, bir belgenin resmî belge sayılabilmesi için kamu görevlisince kamu görevine dayanılarak düzenlenmesi gerektiğini, sevk irsaliyesi ve faturaların resmî belge sayılmasına ilişkin bir kanuni düzenleme bulunmadığını belirtmiştir. Faturanın Türk Ticaret Kanunu’ndaki emtia senedi özelliklerini taşımadığını ve resmî kuruma ibraz edilmiş olmasının ona resmî belge niteliği kazandırmayacağını saptayarak, özel belgede sahtecilikten hüküm kurulması gerekirken resmî belgede sahtecilikten hüküm kurulmasını fazla ceza tayini sayıp hukuka aykırı bulmuştur.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi 05.04.2018 tarih, 2016/9917 E. – 2018/2613 K. sayılı kararı: Dosyada sahteliği kabul edilen belgeler irsaliyeler, irsaliyeli faturalar ve kantar fişleridir. Daire, bu belgelerin “emtiayı temsil eden belge” niteliğinde olduğunu ve TCK’nın 210/1. maddesi ile özel kanunlarında sayılan tüm unsurları taşımaları hâlinde yapılan sahteciliklerin 204/1 uyarınca cezalandırılması gerektiğini belirterek, suç vasfında hataya düşülüp özel belgede sahtecilikten hükümler kurulmasını hukuka aykırı saymıştır.
- Yargıtay 5. Ceza Dairesi 07.05.2019 tarih, 2015/1196 E. – 2019/5038 K. sayılı kararı: Sahteliği kabul edilen faturanın emtiayı temsil eden belge niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Daire, TCK’nın 210/1. maddesinde ve özel kanununda sayılan tüm unsurları taşımaları hâlinde bu belgelerdeki sahteciliklerin 204/1 uyarınca cezalandırılması gerektiğini belirterek özel belgede sahtecilikten hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuş; ayrıca TCK’nın 53/5. maddesi uyarınca hak yoksunluğuna karar verilmemesini de bozma nedeni saymıştır.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi 17.03.2016 tarih, 2016/2081 E. – 2016/2429 K. sayılı kararı: Daire, TCK’nın 210/1. maddesinde sayılan ve resmî belge hükmünde kabul edilen belgelerdeki sahteciliklerin 204/1 uyarınca cezalandırılabilmesi için bu belgelerin özel kanunlarındaki tüm unsurları taşımaları gerektiğini, bu hâlde kullanılıp kullanılmamalarının suçun oluşumuna etkili olmadığını ortaya koymuştur. Unsurlardan birinin eksikliği hâlinde belgenin özel belge sayılacağını ve 207/1’in uygulanabilmesi için kullanılmasının şart olduğunu vurgulamıştır.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi 05.06.2024 tarih, 2021/34066 E. – 2024/7697 K. sayılı kararı: Suça konu faturaların arkasına uzman doktor adına sahte imza ve kaşe konulduğu iddia edilmiştir. Daire, bu faturaların özel belge niteliği taşıdığını gözetmeden suç vasfında hataya düşülerek resmî belgede sahtecilikten mahkûmiyet hükmü kurulmasını hukuka aykırı bulmuş; ayrıca sanığın sabit kabul edilen eyleminin TCK’nın 211. maddesindeki bir hukuki ilişkiye dayanan alacağın ispatı amacıyla sahtecilik hâlini oluşturup oluşturmadığının tartışılması gerektiğini belirtmiştir.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 13.11.2018 tarih, 2017/335 E. – 2018/524 K. sayılı kararı: Genel Kurul, noterlerce düzenlenen belgelerin “düzenleme belgeler” ve “onay işlemleri” olarak ikiye ayrıldığını açıklamıştır. İçeriği bizzat noterce oluşturulan düzenleme belgelerde herhangi bir yöne ilişkin sahteciliğin resmî belgede sahtecilik sayılacağını; buna karşılık onay işlemi niteliğindeki belgelerde, onay kısmını kapsamayan içerik sahteciliğinde resmî belge ögesinin oluşmayıp özel belgede sahtecilik suçunun işlenmiş sayılacağını ortaya koymuştur.
- Yargıtay 11. Ceza Dairesi 24.05.2017 tarih, 2015/3039 E. – 2017/4023 K. sayılı kararı: Sanıklar, başkalarının kimlik bilgilerini kullanarak noterde hisse devir senediyle bir şirketi devralmış ve imza sirküleri çıkartarak banka hesabı açtırmışlardır. Daire, suçun konusunu oluşturan hisse devri sözleşmesinin kanun hükmü gereği sahteliği sabit oluncaya kadar geçerli resmî belge niteliğinde bulunduğunu ve TCK’nın 204/3. maddesinin de uygulanması gerektiğini belirtmiş; ayrıca aynı konuda başka bir dosyada mükerrer dava bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiğini vurgulamıştır.
Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi
Resmi belge hükmünde belgeler bakımından savunmanın ilk işi, belgenin türünü ve şekil şartlarını denetlemektir. Kambiyo senedinde düzenleme yeri, düzenleme tarihi ve lehtar gibi zorunlu unsurlardan biri eksikse belge 210/1 kapsamından çıkar ve ceza belirgin biçimde düşer. İkinci olarak fatura ve irsaliye gibi belgeler bakımından içtihattaki ayrışma gündeme getirilmeli, faturanın emtia senedi özelliklerini taşımadığı savunulmalıdır. Üçüncüsü noter belgelerinde düzenleme ile onay ayrımı yapılmalı; içerik sahteciliğinin onay kısmını kapsayıp kapsamadığı ortaya konmalıdır. Dördüncüsü, alacağın ispatı amacıyla yapılan sahtecilikte cezanın indirilmesini öngören hüküm mutlaka tartışılmalıdır.
Çorum merkez ile Sungurlu, İskilip, Osmancık ve Alaca başta olmak üzere Çorum’un tüm ilçelerinde Çorum ceza avukatı ve Çorum ağır ceza avukatı desteği arayanlar, Çorum ceza avukatı hizmetlerimiz sayfasını inceleyebilir ve Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.