Hırsızlıkta malın değerinin azlığı, Türk Ceza Kanunu’nun 145. maddesinde iki kademeli bir kurum olarak düzenlenmiştir: hâkim ya cezada indirim yapar ya da ceza vermekten tümüyle vazgeçebilir. Uygulamada bu maddenin tartışılmaması veya yanlış uygulanması, istikrarlı biçimde bozma nedeni sayılmaktadır. Çorum ceza avukatı olarak takip edilen dosyalarda, düşük değerli eşyaya ilişkin hırsızlık iddialarında ilk denetlenmesi gereken hüküm budur.
Bu yazıda indirim ile ceza vermekten vazgeçme arasındaki fark, parasal sınır tartışması, hâkimin takdir yetkisinin sınırları ve konuya ilişkin güncel Yargıtay kararları ele alınmaktadır.
Hırsızlıkta Malın Değerinin Azlığı Nedir? (TCK 145)
TCK 145, hırsızlık suçunun konusunu oluşturan malın değerinin az olması hâlinde faile verilecek cezada indirim yapılmasını veya ceza vermekten vazgeçilmesini öngörür. Maddenin güncel metnine mevzuat.gov.tr üzerinden 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu metninden ulaşılabilir. Bu hüküm basit hırsızlık (TCK 141) yanında nitelikli hırsızlık (TCK 142) hâllerinde de uygulanabilir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 05.04.2023 tarih, 2022/588 E. – 2023/201 K. sayılı kararında maddenin işlevi ortaya konulmuştur. Kurul, madde ile hırsızlık suçlarında suça konu değerin azlığı nedeniyle hâkime cezada indirim yapma veya ceza vermeme yönünde geniş bir takdir yetkisi tanındığını belirtmiştir. Somut olayda suça konu değer 70 TL olup Kurul, suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar ile hak ve nasafet kuralları gözetildiğinde sanığın cezasından TCK 145 uyarınca belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğini kabul etmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 22.10.2025 tarih, 2025/10046 E. – 2025/18609 K. sayılı kararında düzenlemenin sistematik yeri açıklanmıştır. Daire, TCK 61/1’de malın değerinin az ya da çok olmasının temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak belirlenmesinde genel bir ölçüt olarak yer aldığını, buna karşılık hırsızlık suçu bakımından 145. maddede özel bir düzenlemeye bağlanmasının kanun koyucunun bu hususa verdiği önemi ortaya koyduğunu belirtmiştir.
İndirim ile Ceza Vermekten Vazgeçme Arasındaki Fark
İki sonuç aynı koşullara bağlı değildir. İndirim için suça konu malın değerinin az olması tek başına yeterlidir; ancak ceza vermekten vazgeçilebilmesi için değer azlığının yanında suçun işleniş şekli ve özellikleri de dikkate alınmalıdır.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 25.01.2021 tarih, 2020/20905 E. – 2021/789 K. sayılı kararında bu ayrım netleştirilmiştir. Daire, hâkimin indirim oranını TCK 3. maddesi gereğince işlenen fiilin ağırlığıyla orantılı olacak şekilde takdir etmesi gerektiğini; ceza vermekten vazgeçilebilmesi için ise malın değerinin azlığı yanında suçun işleniş şekli ve özelliklerinin de değerlendirilmesi gerektiğini belirlemiştir. Aynı ilke Yargıtay 2. Ceza Dairesi 06.05.2025 tarih, 2024/16039 E. – 2025/8185 K. sayılı kararında ve Yargıtay 17. Ceza Dairesi 16.10.2017 tarih, 2017/3407 E. – 2017/11680 K. sayılı kararında da yinelenmiştir.
Yanlış kademeye geçilmesi bozma nedenidir. Yargıtay 2. Ceza Dairesi 20.12.2022 tarih, 2022/13099 E. – 2022/21190 K. sayılı kararı, sanığın yaklaşık 50 TL değerinde hurda demirleri çalması olayına ilişkindir. Daire, eylemin işleniş biçimine göre TCK 145 uyarınca indirim yapılması gerekirken sanık hakkında ceza verilmesine yer olmadığına karar verilmesini hukuka aykırı bulmuştur. Karar, değerin düşüklüğünün tek başına ceza vermekten vazgeçmeyi haklı kılmadığını göstermektedir.
Hırsızlıkta Malın Değerinin Azlığı İçin Parasal Sınır Var mı?
Kanunda sabit bir parasal alt veya üst sınır öngörülmemiştir. Hâkim takdirini kullanırken suç tarihi itibarıyla çalınan eşyanın değeri, paranın satın alma gücü, yöresel ve ekonomik koşullar ile sanığın ve mağdurun konumu gibi verileri birlikte değerlendirir.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu 26.06.2018 tarih, 2017/63 E. – 2018/314 K. sayılı kararı bu değerlendirmenin somut bir örneğidir. Sanığın toplam değeri 50 lira olan iki adet parfüm çaldığı olayda Kurul; suç tarihinde paranın satın alma gücü ve ekonomik şartlar gözetildiğinde hırsızlığa konu eşyanın değer bakımından az olması, suçun işleniş biçimi ile hak ve nasafet kuralları göz önüne alındığında sanığın cezasından TCK 145 uyarınca belirlenecek oranda indirim yapılması gerektiğini kabul etmiştir.
Yargıtay 2. Ceza Dairesi 27.03.2017 tarih, 2016/8891 E. – 2017/3464 K. sayılı kararında ise kavramın hukuki niteliği belirlenmiştir. Daire, TCK 145’teki değer azlığının, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 522. maddesinde yer alan hafif ve pek hafif kavramlarından bağımsız, 5237 sayılı Kanun’a özgü ayrı ve yeni bir kavram olduğunu ortaya koymuştur. Bu nedenle eski kanun dönemine ait yıllık değer ölçüleriyle bağlantılı bir yoruma gidilemez.
Takdir Yetkisinin Sınırları ve Öne Çıkan Yargıtay Kararları
Madde hâkime serbest bir takdir alanı tanısa da bu takdir keyfilikten uzak tutulmalı ve kararda açıkça gerekçelendirilmelidir. Aşağıda, hırsızlıkta malın değerinin azlığı uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay 2. Ceza Dairesi 22.06.2023 tarih, 2023/13968 E. – 2023/3898 K. sayılı kararı: Kararda, hâkimin TCK 145 ile kendisine tanınan takdir yetkisini kullanırken evrensel ceza hukuku ilkelerine bağlı kalması gerektiği vurgulanmıştır. Daire ayrıca rögar kapağı, plaka, sürücü belgesi, kimlik belgesi ve bankamatik kartı gibi eşyaların hırsızlık suçuna konu olması hâlinde, ortaya çıkan tehlike veya bunların yeniden çıkartılması için sarf edilecek emek ve mesai de gözetilerek değer azlığı indirimi yapılmaması gerektiğini belirlemiştir. Karar, düşük parasal değerin her zaman indirim doğurmadığını göstermektedir.
- Yargıtay 17. Ceza Dairesi 19.11.2015 tarih, 2015/7099 E. – 2015/9691 K. sayılı kararı: Dosyada TCK 145 uyarınca yapılacak indirimin oranı tartışılmıştır. Daire, indirim oranının TCK 3. maddesindeki orantılılık ilkesi çerçevesinde, işlenen fiilin ağırlığıyla uyumlu biçimde belirlenmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Bu ölçüt, hem çok düşük hem de gereğinden yüksek indirim oranlarının denetlenmesine imkân vermektedir.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 05.04.2023 tarih, 2022/588 E. – 2023/201 K. sayılı kararı (ayrım yönünden): Kurul, TCK 147’de düzenlenen ağır ve acil bir ihtiyacı karşılamak için hırsızlık hâli ile TCK 145’teki değer azlığı kavramının karıştırılmaması gerektiği uyarısını yapmıştır. Kararda, TCK 147’de belirleyici unsurun eşyanın değeri değil ağır ve acil bir ihtiyaç için malın çalınması olduğu; TCK 145’in temel ekseninin ise suça konu malın objektif değerinin azlığı olduğu belirlenmiştir.
Bu kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden esas ve karar numarasıyla ulaşılabilir.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi
Hırsızlıkta malın değerinin azlığı savunmasında izlenmesi gereken sıra nettir. Önce suça konu malın suç tarihindeki gerçek değeri belirlenmeli; gerekirse kıymet takdiri yaptırılmalı ve o tarihteki asgari ücret ile paranın alım gücü karşılaştırmalı olarak dosyaya sunulmalıdır. Ardından indirim mi yoksa ceza vermekten vazgeçme mi talep edildiği açıkça ortaya konulmalı; ceza vermekten vazgeçme isteniyorsa suçun işleniş şekli ve özelliklerinin de bu sonucu haklı kıldığı ayrıca gerekçelendirilmelidir.
Mahkeme TCK 145’i hiç tartışmamışsa veya indirim oranını gerekçesiz belirlemişse bu husus istinaf ve temyiz dilekçesinde ayrı bir başlık olarak ileri sürülmelidir. Kimlik, sürücü belgesi, plaka veya banka kartı gibi eşyalarda ise indirimin uygulanmayabileceği baştan hesaba katılmalıdır. Diğer hizmet alanlarımız için Çorum avukat ve hukuki danışmanlık hizmetleri sayfamızı inceleyebilirsiniz. Hırsızlıkta malın değerinin azlığı kapsamında bir dosyanız varsa, Çorum ağır ceza avukatı arayışınızda Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.