Çevrenin kasten kirletilmesi suçu, TCK’nın 181. maddesinde düzenlenmiş olup ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkların toprağa, suya ya da havaya kasten verilmesini cezalandırır. Arıtma tesisinin devre dışı bırakılması, atık suyun dereye deşarjı ve kaçak atık dökümü uygulamada en sık karşılaşılan görünümlerdir.
Bu dosyalarda eylemin kasten mi taksirle mi işlendiği, cezanın türünü ve miktarını doğrudan değiştirir. Bu nedenle sürecin başından itibaren Çorum ceza avukatı desteği almak; Çorum merkez kadar Laçin, Sungurlu ve Osmancık gibi ilçelerdeki çevre dosyalarında da belirleyici olur.
Çevrenin Kasten Kirletilmesi Suçunun Unsurları
Maddenin birinci fıkrası uyarınca teknik usullere aykırı olarak ve çevreye zarar verecek şekilde atık veya artıkları toprağa, suya veya havaya kasten veren kişi cezalandırılır. İkinci fıkra atık veya artıkların izinsiz olarak ülkeye sokulmasını, üçüncü fıkra atıkların toprakta, suda veya havada kalıcı özellik göstermesi hâlinde cezanın iki katına çıkarılmasını düzenler. Dördüncü fıkra ise insan veya hayvanlar açısından tedavisi zor hastalıkların ortaya çıkmasına, üreme yeteneğinin körelmesine ya da doğal özelliklerin değişmesine neden olabilecek nitelikteki atıklar bakımından ağırlaştırılmış ceza öngörür. Kanun metnine 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu üzerinden ulaşılabilir.
Aşağıda, çevrenin kasten kirletilmesi uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 04.07.2024 tarih, 2024/4292 E. – 2024/9691 K. sayılı kararı: Daire, maddenin fıkra yapısını ortaya koyduktan sonra tüzel kişiler hakkında uygulanacak güvenlik tedbirinin sınırını belirlemiştir. Karara göre TCK 181/1 uyarınca cezalandırma yapılması hâlinde tüzel kişi hakkında güvenlik tedbirine hükmedilemez; güvenlik tedbiri ancak maddenin ikinci, üçüncü ve dördüncü fıkralarındaki fiillerin varlığı hâlinde ve TCK’nın 60. maddesi çerçevesinde uygulanabilir.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 05.04.2021 tarih, 2021/8411 E. – 2021/11798 K. sayılı kararı: Fekal atıkların alıcı ortamlara deşarj edilmesi üzerine açılan davada Daire, atığın yönetmelikte belirlenen limit değerleri aşmasının ve çevre kirliliğine neden olacak içerikte bulunmasının tek başına suçun oluşumu için yeterli olmadığını belirlemiştir. Kararda atığın hangi alıcı ortama bırakıldığının tespiti ve o ortamda kirlenmenin ya da kirlenme ihtimalinin kanıtlanması gerektiği; fekal atığın toprağa verilmesi hâlinde toprak kirliliğinin veya kirlenme ihtimalinin gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 18. Ceza Dairesi 2016/12057 E. – 2017/3009 K. sayılı kararı: Somut olayda sanığın yetkilisi olduğu tesiste çevre kirliliğini önleyecek nitelikte gerekli tedbirlerin alınmadığı yerel mahkemece kabul edilmiştir. Daire, bu kabul karşısında tesis tarafından çevrenin kasten kirletildiğinin anlaşıldığını; çevresel etkinin genişliği ve çok sayıda mağdurun zarar görmesi hususları da gözetilerek TCK 181/1 uyarınca teşdiden hüküm kurulması gerekirken TCK 182/1 uyarınca taksirle kirletmeden hüküm kurulmasını hukuka aykırı bulmuştur.
- Yargıtay 4. Ceza Dairesi 2022/17226 E. – 2023/2621 K. sayılı kararı: Daire, çevre kirliliğinin tespitini yapan bilirkişi raporuna dayanarak sanığın davranışlarını değerlendirmiştir. Kararda, mevzuat çerçevesinde kendisinden beklenen şekilde çevreyi kirletmeye elverişli atıkları usulüne uygun depolamama ve nakletmeme biçimindeki pasif davranışların taksir düzeyinde değerlendirilemeyeceği; eylemin TCK 181/1’deki çevrenin kasten kirletilmesi suçunu oluşturduğu belirtilerek taksirle kirletmeden kurulan mahkûmiyet hükmü bozulmuştur.
Zarar Şartı Aranmaz: Tehlike Suçu Niteliği
Yargıtay içtihatlarında istikrarlı biçimde vurgulandığı üzere çevrenin kasten kirletilmesi suçu bir tehlike suçudur; zararın gerçekleşmesi ne suçun unsuru ne de cezalandırma şartıdır. Madde metnindeki “çevreye zarar verecek şekilde” ibaresi somut bir zararı değil, zarar vermeye elverişliliği ve kirlenme ihtimalini ifade eder.
Buna karşılık savunma açısından önemli bir sınır vardır: atığın hangi alıcı ortama verildiği ve o ortamda kirlenme ihtimalinin doğup doğmadığı ayrı ayrı kanıtlanmalıdır. Emsal kararlara Yargıtay Karar Arama sisteminden ulaşılabilir.
Teknik Usullere Aykırılık ve Numune Alma
Fıkrada geçen “ilgili kanunlarla belirlenen teknik usullere aykırılık” hâli; 2872 sayılı Çevre Kanunu başta olmak üzere ilgili kanunlara dayanılarak çıkarılan yönetmeliklerde arıtma, depolama, imha etme, taşıma, koruma ve alıcı ortama verme gibi hususlar bakımından öngörülen yükümlülüklere aykırı davranmayı ifade eder.
Bu nedenle savunmanın merkezinde numune alma usulünün mevzuata uygunluğu, analiz raporunun akredite laboratuvarca düzenlenip düzenlenmediği ve deşarj izinlerinin kapsamı yer alır. Konuyla bağlantılı olarak imar kirliliğine neden olma suçu ve gürültüye neden olma suçu yazılarımız da incelenebilir.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi
Çevrenin kasten kirletilmesi iddiasıyla açılan dosyalarda savunmanın üç ekseni vardır: atığın hangi alıcı ortama verildiğinin ve o ortamda kirlenme ihtimalinin doğup doğmadığının bilirkişi raporuyla tartışılması, numune alma ve analiz süreçlerinin usule uygunluğunun denetlenmesi ve eylemin kast mı taksir mi düzeyinde kaldığının işletme kayıtlarıyla ortaya konması. Tüzel kişi hakkında güvenlik tedbiri talep edilmişse fıkra sınırı da mutlaka ileri sürülmelidir.
Çorum merkez ile Laçin, Sungurlu, Osmancık ve İskilip başta olmak üzere Çorum’un tüm ilçelerinde Çorum ceza avukatı ve Çorum ağır ceza avukatı hizmeti arayanlar, çevre kirliliği dosyalarında savunmayı doğru kurgulamak için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilir.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.