Verileri yok etmeme suçu, kanunların öngördüğü saklama süreleri dolduğu hâlde kişisel verilerin sistem içinde tutulmaya devam edilmesini cezalandıran ve uygulamada sıklıkla gözden kaçan bir suç tipidir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 138. maddesinde düzenlenen bu suç, kişisel verilerin kaydedilmesi veya hukuka aykırı biçimde ele geçirilmesi suçlarından farklı olarak bir yapma değil, bir yapmama davranışını, yani yok etme yükümlülüğünün ihmalini yaptırıma bağlar.
Özellikle kamu kurumları, sağlık kuruluşları, bankalar, telekomünikasyon ve bilişim şirketleri gibi büyük ölçekli veri işleyen yapılarda bu yükümlülüğün ihlali hem cezai hem idari sorumluluk doğurur. Hakkında böyle bir isnat bulunan ya da kişisel verilerinin süresi geçtiği hâlde silinmediğini düşünen kişilerin, sürecin başında bir Çorum ceza avukatı desteğiyle hareket etmesi, delillerin doğru zamanda toplanması açısından belirleyicidir.
Verileri Yok Etmeme Suçu Nedir? TCK 138’in Kapsamı
Verileri yok etmeme suçu, 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu‘nun “Özel Hayata ve Hayatın Gizli Alanına Karşı Suçlar” bölümünde yer alır. Madde metnine göre, kanunların belirlediği sürelerin geçmiş olmasına karşın verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü olanlar bu görevlerini yerine getirmediklerinde cezalandırılır.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 21.05.2025 tarih, 2025/94 E. – 2025/227 K. sayılı kararında suçun çerçevesi net biçimde çizilmiştir. Karara göre suç, herkes tarafından işlenebilen genel bir suç değil, verileri sistem içinde yok etmekle hukuken yükümlü kılınmış kişilerin fail olabileceği bir özgü suçtur. Aynı kararda korunan hukuki değerin kişinin özel hayatı olduğu ve suçun tamamlanması için verilerin yükümlülüğe aykırı olarak yok edilmemesinin yeterli olduğu, ayrıca bir zararın doğmasının aranmadığı belirtilmiştir. Bu nitelendirme, suçu sırf ihmali ve soyut tehlike suçu hâline getirir.
Suçun Faili, Manevi Unsuru ve İspat Meselesi
Failin belirlenmesi, bu suçta en kritik aşamadır. Yok etme yükümlülüğü; ilgili kanun, yönetmelik veya idari düzenlemelerden doğar ve yükümlülüğü kimin taşıdığı somut olayda ayrıca tespit edilmelidir. Kurum içinde verinin fiilen kimin kontrolünde olduğu, imha prosedürünün kime verildiği ve log kayıtlarının ne gösterdiği, iddianın kaderini belirler.
Manevi unsur bakımından Ceza Genel Kurulu’nun anılan kararı, suçun yalnızca kastla işlenebileceğini, taksirle işlenmesinin hukuken mümkün olmadığını ortaya koymuştur. Bu nedenle sistemsel bir arıza, teknik bir aksaklık ya da imha prosedürünün başka bir birime devredilmiş olması gibi durumlarda kastın bulunmadığının savunulması mümkündür. Uygulamada ispat çoğunlukla dijital delillere dayandığından, savunmanın erken aşamada bilirkişi incelemesi talep etmesi önem taşır.
Verileri Yok Etmeme Suçunun Cezası ve Lehe Kanun Uygulaması
Suçun temel şeklinde bir yıldan iki yıla kadar hapis cezası öngörülmektedir. Ancak bu ceza aralığı, maddede yapılan değişiklikle yükseltilmiştir. Yargıtay 3. Ceza Dairesi’nin 09.05.2023 tarih, 2021/4383 E. – 2023/2717 K. sayılı kararında, değişiklik öncesi metnin altı aydan bir yıla kadar hapis cezası öngördüğü tespit edilerek, suç tarihi itibarıyla sanıklar lehine olan eski hükmün uygulanması gerektiği belirtilmiştir. Dolayısıyla eski tarihli fiillerde Yargıtay içtihatları ışığında lehe kanun değerlendirmesi mutlaka yapılmalıdır.
Suçun soruşturulması ve kovuşturulması bakımından şikâyet şartına ilişkin ayrıntılar için kişisel veri suçlarında şikâyet şartı başlıklı yazımız incelenebilir.
TCK 138/2 Nitelikli Hali: CMK Uyarınca Yok Edilmesi Gereken Veriler
Maddenin ikinci fıkrasına göre, suçun konusunun Ceza Muhakemesi Kanunu hükümlerine göre ortadan kaldırılması veya yok edilmesi gereken veri olması hâlinde verilecek ceza bir kat artırılır. Bu nitelikli hal, özellikle iletişimin denetlenmesi kayıtları, teknik takip görüntüleri ve moleküler genetik inceleme kapsamında elde edilen DNA örnekleri bakımından gündeme gelir.
Yargıtay 17. Ceza Dairesi’nin 14.11.2016 tarih, 2015/18421 E. – 2016/11783 K. sayılı kararına yazılan muhalefet şerhinde, moleküler genetik analiz için izole edilen örneklerin rapor hazırlandıktan sonra imha edilmesi ve bunun raporda açıkça belirtilmesi gerektiğine dikkat çekilmiştir. Bu yaklaşım, imha edilmeyen verilerin yalnızca ceza sorumluluğu değil, delil değeri tartışması da doğurabileceğini göstermektedir. Konuya ilişkin diğer suç tipleri için kişisel verilerin kaydedilmesi suçu ve verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu yazılarımıza da bakılabilir.
Yargıtay Kararları Işığında Verileri Yok Etmeme Suçu Uygulaması
Aşağıda, verileri yok etmeme suçu uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 21.05.2025 tarih, 2025/94 E. – 2025/227 K. sayılı kararı: Kurul, TCK 138’de düzenlenen suçun kapsamını ve hukuki niteliğini belirlemiştir. Kararda, kanunların belirlediği süreler geçmesine rağmen verileri sistem içinde yok etmekle yükümlü kişilerin bu görevlerini yerine getirmemelerinin suç sayıldığı; suçun yalnızca bu yükümlülük altındaki kişilerce işlenebilen özgü suç olduğu; korunan hukuki değerin kişinin özel hayatı olduğu ve suçun tamamlanması için ayrıca bir zararın doğmasının gerekmediği vurgulanmıştır.
- Yargıtay 3. Ceza Dairesi 09.05.2023 tarih, 2021/4383 E. – 2023/2717 K. sayılı kararı: Sanıkların, kanunların öngördüğü süreler dolmasına rağmen verileri sistem içinde yok etmedikleri, dosyadaki iletişim tespit tutanakları ve görüntü tutanaklarıyla sabit görülmüştür. Daire, suç tarihinden sonra maddede yapılan değişiklikle cezanın alt sınırının altı aydan bir yıla çıkarıldığını tespit ederek, sanıklar lehine olan önceki kanun hükmünün uygulanması gerektiğini belirtmiştir.
- Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14.03.2017 tarih, 2015/22839 E. – 2017/2999 K. sayılı kararı: Olay yerinde bulunan şapkadan elde edilen biyolojik materyalin, sanığın başka bir soruşturma nedeniyle sistemde kayıtlı genotip verileriyle eşleşmesine dayanılarak mahkûmiyet kurulmuştur. Daire çoğunluğu hükmü onamış; muhalefet şerhinde ise rapor düzenlendikten sonra imha edilmesi gereken DNA verilerinin sistemde tutulmasının TCK 138/2 kapsamında değerlendirilmesi ve bu delilin yasak delil sayılması gerektiği savunulmuştur.
- Yargıtay 17. Ceza Dairesi 14.11.2016 tarih, 2015/18421 E. – 2016/11783 K. sayılı kararı: Kararda yer alan muhalefet şerhinde, moleküler genetik analiz için izole edilen DNA örneklerinin bilirkişi raporu hazırlandıktan sonra imha edilmesi ve bu hususun raporda açıkça belirtilmesi gerektiğine işaret edilmiştir. Bu değerlendirme, adli süreçte elde edilen biyolojik verilerin süresiz saklanamayacağını ve imha yükümlülüğünün ihlalinin ayrı bir sorumluluk doğurabileceğini göstermektedir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 25.12.2023 tarih, 2023/5131 E. – 2023/5872 K. sayılı kararı: Kamu görevlisi sanıkların, katılanın aleni olmayan haberleşme içeriklerini yasal izin olmaksızın dinleyip kaydettikleri, fiziki takiple özel hayatını kayıt altına aldıkları ve elde ettikleri verileri yasal süreler dolmasına rağmen sistem içinde yok etmedikleri iddiasıyla dava açılmıştır. Daire, isnat edilen suçların ceza üst sınırlarına göre tabi olunan on iki yıllık kesintili dava zamanaşımının suç tarihinden itibaren dolduğunu belirterek davanın düşmesine ilişkin kararı onamıştır.
- Yargıtay 8. Ceza Dairesi 30.04.2025 tarih, 2024/25462 E. – 2025/3484 K. sayılı kararı: Müşteki şirket, bilişim hizmeti aldığı işletmeyle ticari ilişkisini bitirdikten sonra sunucularında veri kayıpları yaşandığını, şüphelinin önceden yüklediği yazılımlar ve olay günlüğü kayıtları üzerinden uzaktan veri sildiğini ileri sürmüştür. Daire, savcılığın iddiaları tahmin düzeyinde görerek takipsizlik vermesini eksik soruşturma sayarak itirazın reddi kararını kanun yararına bozmuş; yazılımlar, log kayıtları ve dijital deliller üzerinde uzman bilirkişi incelemesi yapılmasını zorunlu görmüştür.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 23.03.2015 tarih, 2014/19849 E. – 2015/4801 K. sayılı kararı: Nakliye işiyle görevlendirilen sanık, vefat eden bir Cumhuriyet savcısının kişisel bilgisayarını hak sahibine teslim etmemiş, içindeki kişisel ve ailevi verileri silmiş, sonrasında cihazı bir tamirciye götürerek silinen verilerin kurtarılmasını istemiştir. Daire, üçüncü kişinin verilere vâkıf olmasına yol açan bu eylem nedeniyle TCK 136/1 uyarınca kurulan mahkûmiyeti onamış, temel cezanın düşük tayin edilmesini yalnızca eleştiri konusu yapmıştır.
- Yargıtay Ceza Genel Kurulu 06.03.2024 tarih, 2019/258 E. – 2024/109 K. sayılı kararı: Sanık, husumetli olduğu kişi hakkında soruşturma başlatılmasını sağlamak amacıyla farklı tarihlerde iki ayrı şikâyet dilekçesi göndermiş, müracaat sahibi bölümüne tanımadığı kişilerin kimlik ve telefon bilgilerini rızaları dışında yazmıştır. Kurul, verilerin aynı anda ele geçirildiğine dair delil bulunmadığını ve farklı tarihlerde kullanıldığını gözeterek eylemin mağdur sayısınca iki ayrı suç oluşturduğuna ve zincirleme suç hükümlerinin uygulanamayacağına karar vermiştir.
- Yargıtay 12. Ceza Dairesi 30.09.2025 tarih, 2023/3331 E. – 2025/6857 K. sayılı kararı: Sanık, kendisi hakkındaki kovuşturmaya yer olmadığına dair karar metnini, başlığındaki katılanlara ait ad-soyad, ana-baba adı, doğum tarihi ve açık adres bilgilerini gizlemeksizin sosyal medya hesabında herkese açık biçimde paylaşmıştır. Daire, evrakın tarafı olmanın verileri yayma hakkı vermediğini belirterek beraat kararını bozmuş, eylemin TCK 136/1 ve 43/2 kapsamında zincirleme biçimde verileri hukuka aykırı yayma suçunu oluşturduğunu kabul etmiştir.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Ceza Avukatı ile Süreç Yönetimi
Verileri yok etmeme suçu, teknik görünümlü ancak sonuçları ağır olan bir suç tipidir. Savunma tarafında; yok etme yükümlülüğünün gerçekten sanığa ait olup olmadığı, imha süresinin başlangıç anı, kastın varlığı, lehe kanun uygulaması ve dava zamanaşımı mutlaka ayrı ayrı değerlendirilmelidir. Şikâyetçi tarafında ise verilerin hâlâ sistemde tutulduğunun log kayıtları, bilirkişi incelemesi ve kurum yazışmalarıyla somutlaştırılması gerekir.
Kişisel verilerin korunmasına ilişkin başvuru ve şikâyet yolları hakkında bilgi için Kişisel Verileri Koruma Kurumu ve Adalet Bakanlığı resmî kaynaklarından da yararlanılabilir. Soruşturma aşamasında verilecek her ifade, kovuşturmadaki savunmanın sınırlarını belirlediğinden, sürecin başından itibaren profesyonel destek almak büyük önem taşır. Çorum’da verileri yok etmeme suçu, kişisel veri suçları veya diğer bilişim kaynaklı dosyalar nedeniyle Çorum ceza avukatı ya da Çorum ağır ceza avukatı arayışındaysanız Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.