Kurumlarda bulunma ve yerleşim yeri arasındaki bağ, Türk Medeni Kanunu’nun 22. maddesiyle kesin biçimde koparılmıştır. Bir öğrencinin yurtta kalması, bir hastanın hastanede yatması, bir yaşlının huzurevine yerleştirilmesi ya da bir hükümlünün ceza infaz kurumuna konulması, kanun koyucuya göre yeni bir yerleşim yeri edinme sonucu doğurmaz. Bunun nedeni açıktır: bu hâllerde kişi o yerde kendi iradesiyle ve sürekli kalma niyetiyle değil, bir zorunluluk ya da geçici bir amaç nedeniyle bulunmaktadır. Oysa TMK 19. maddeye göre yerleşim yerinin kurulması için oturmanın yanında sürekli kalma niyetinin de bulunması gerekir.
Kural teoride basit görünse de uygulamada en çok vesayet dosyalarında ve yetki uyuşmazlıklarında karşımıza çıkar. Kısıtlı adayının adres kayıt sistemindeki adresi bir cezaevi ya da bakım merkezi olarak görününce, iki mahkeme karşılıklı yetkisizlik kararı verir ve dosya yargı yerinin belirlenmesi için Yargıtay’a gider. Bu tür bir kayıp yaşamamak için dava açılmadan önce doğru yerleşim yerinin tespiti gerekir; süreci bir Çorum avukatı ile planlamak zaman kazandırır.
TMK 22 Madde Metni (Tam Metin)
Konunun yasal dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 22. maddesidir. Maddenin tam metni şöyledir:
Madde 22 – 4. Kurumlarda bulunma
Bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma, yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmaz.
Madde metni, Adalet Bakanlığı mevzuat bilgi sisteminin konsolide metninden alınmıştır; bağlayıcı olan Resmî Gazete metnidir. Güncel hâli için Mevzuat Bilgi Sistemi.
Kurumlarda Bulunma ve Yerleşim Yeri İlişkisinin Esası
Madde beş ayrı hâli tek bir kuralda toplar: öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ile eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulma. Bu sayımın ortak özelliği, kişinin o yerde bulunmasının arkasında sürekli yerleşme iradesinin yatmamasıdır. Üniversite öğrencisi eğitimi bitince ayrılacak, hasta tedavisi tamamlanınca dönecek, hükümlü cezası infaz edilince tahliye olacaktır. Kanun bu geçiciliği esas alarak kişinin eski yerleşim yerini korumasını sağlar ve TMK 20. maddedeki yerleşim yeri değişikliği sonucunun doğmasını engeller.
Kuralın pratik sonucu, yetkili mahkemenin kişinin kuruma girmeden önceki yerleşim yerine göre belirlenmesidir. Yargıtay bu nedenle pek çok dosyada kolluk araştırması yapılmasını, mahkûmiyet ilamı ve müddetname içeriğinin incelenmesini ya da adres kayıt sistemi geçmişinin dökümünün alınmasını zorunlu görmüştür. Kişinin kurumdan önceki adresi hiç tespit edilemiyorsa, o zaman TMK 20. maddenin ikinci fıkrasındaki çözüme yani fiilen oturulan yere başvurulur.
Burada vesayet hukukuna özgü bir katman daha vardır. Kısıtlı bakımından TMK 21. maddenin ikinci fıkrası yerleşim yerini vesayet makamına bağlar ve TMK 412. madde yerleşim yeri değişikliğini vesayet makamının iznine tâbi kılar. Dolayısıyla kısıtlı bir kişi bir kuruma yerleştirildiğinde iki kural üst üste gelir: hem kurumda bulunma yerleşim yeri doğurmaz, hem de izin alınmadıkça yerleşim yeri değişmez. Bu konu yasal yerleşim yerini TMK 21 çerçevesinde ele aldığımız yazımızda ayrıntılı biçimde incelenmiştir.
İçtihattaki Önemli İstisna: Sürekli Kurum Bakımı
Yargıtay, maddenin lafzını mutlak biçimde uygulamamış; bakımı ömür boyu kurumda sürecek kişiler bakımından bir istisna geliştirmiştir. Bu kişiler bakımından kurumda bulunma artık geçici değildir; kişi orada fiilen ve sürekli yerleşmek amacıyla bulunmaktadır. Kararlarda bu durum “bakım ve gözetiminin sürekli olarak bakımevinde gerçekleştirilmesi” ve “bakımevinde sürekli yerleşmek amacıyla bulunma” ifadeleriyle anlatılır.
Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 12.04.2016 tarih, 2016/3894 E. – 2016/4371 K. sayılı kararı bu istisnanın tipik örneğidir. Dosyada kısıtlı adayının yüzde yetmiş dört oranında engelli ve bakıma muhtaç olduğu, kardeşi ile çocuklarının kendisine sahip çıkmak istemedikleri, bakacak kimsesinin bulunmadığı ve engelli ilk kabul ve müdahale birimine yerleştirildiği belirlenmiştir. Daire, TMK 22. maddedeki kurala rağmen, kişinin bu tarihten itibaren bakımevinde kaldığını ve sürekli bakım ile gözetiminin orada gerçekleştirildiğini gerekçe göstererek yetkiyi kurumun bulunduğu yer mahkemesine tanımıştır.
Kurumlarda Bulunma ve Yerleşim Yeri Konusundaki Yargıtay Kararları
Aşağıda, kurumlarda bulunma ve yerleşim yeri uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 27.05.2025 tarih, 2025/5423 E. – 2025/8509 K. sayılı kararı: Kayyım tayini istenen kişinin adres kayıt sistemindeki adresi bir kapalı ceza infaz kurumunun adresi olarak görünmekteydi. Dosya kapsamında ve ulusal yargı ağı üzerinden yapılan incelemede ilgiliye ait başka bir adres tespit edilememiştir. Daire, ceza infaz kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı kuralını esas alarak yetki uyuşmazlığını çözmüş ve yargı yerini belirlemiştir.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 08.12.2025 tarih, 2025/12046 E. – 2025/16410 K. sayılı kararı: Hükümlü hakkındaki vesayet dosyasında yetki tartışması doğmuş, mahkeme hükümlünün cezaevine girmeden önceki son yerleşim yeri adresini belirlemiştir. Kararda ceza kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı açıkça vurgulanmıştır. Daire bu gerekçeyi denetleyerek uyuşmazlığın hükümlünün kuruma girmeden önceki adresine göre çözümlenmesi gerektiği sonucuna varmıştır.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 17.06.2016 tarih, 2016/5328 E. – 2016/7165 K. sayılı kararı: Kısıtlı, bir sulh hukuk mahkemesinin ilamıyla vesayet altına alınmış ve 2008 yılından itibaren cezaevinde kalmaktaydı. Daire, kısıtlama kararıyla birlikte vesayet makamının belirlendiğini, kısıtlı bakımından herhangi bir yerleşim yeri değişikliğinin söz konusu olmadığını saptamıştır. Ceza infaz kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı da gözetilerek uyuşmazlığın vesayet makamı olan mahkemede çözümlenmesine karar verilmiştir.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 15.06.2017 tarih, 2017/6847 E. – 2017/5451 K. sayılı kararı: Vesayet dosyasında hükümlünün yerleşim yerinin neresi olduğu çekişmeli hâle gelmiştir. Daire, öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağını belirtmiştir. İlçe emniyet müdürlüğünce yapılan araştırmaya göre hükümlünün cezaevine girmeden önce oturduğu adres tespit edilmiş ve uyuşmazlığın bu adrese göre yetkili sulh hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerektiğine karar verilmiştir.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 17.06.2016 tarih, 2016/6106 E. – 2016/7162 K. sayılı kararı: Bir küçük hakkındaki vesayet dosyasında küçüğün bakım kurumuna konulmuş olması nedeniyle yetki uyuşmazlığı doğmuştur. Daire, TMK 411, 19/1, 21 ve 22. maddeleri birlikte değerlendirmiş ve bakım kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağını belirtmiştir. Dava dilekçesi ve adres araştırma formundan küçüğün bakım kurumuna konulmadan önce dedesi ile birlikte oturduğu adres saptanarak yargı yeri bu adrese göre belirlenmiştir.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 15.01.2024 tarih, 2023/11256 E. – 2024/349 K. sayılı kararı: Kısıtlı adayı, dava açılmadan birkaç ay önce bir huzurevi ile yaşlı bakım ve rehabilitasyon merkezine yerleştirilmişti. Mahkeme, sağlık ve bakım amacıyla kuruma yerleştirilmenin orayı yerleşim yeri edindiği anlamına gelmeyeceğini belirterek dava tarihindeki gerçek yerleşim yeri adresini saptamıştır. Daire de bakım ve sağlık kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağından, kısıtlı adayının bakımevine alınmadan önceki adresine göre yetkili mahkemeyi belirlemiştir.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 13.01.2025 tarih, 2024/10171 E. – 2025/438 K. sayılı kararı: Dosya kapsamından kısıtlının hâlen bir bakım evinde kaldığı anlaşılmıştır. Mahkeme, bakım kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı gerekçesiyle yetkisizlik kararı vermiş ve kısıtlı adayının kuruma yerleştirilmeden önceki yerleşim yeri adresini esas almıştır. Daire bu değerlendirmeyi yerinde bularak yargı yerini kurumdan önceki adrese göre belirlemiştir.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 28.05.2015 tarih, 2015/6571 E. – 2015/4940 K. sayılı kararı: Kısıtlı hakkındaki vesayet dosyasında mahkemeler arasında yetki çekişmesi doğmuştur. Kararda, bir öğretim kurumuna devam etmek için bir yerde bulunma ya da eğitim, sağlık, bakım veya ceza kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağı ifade edilmiştir. Buna bağlı olarak kısıtlının yerleşim yerinin, kaldığı kuruluşa yerleştirilmeden önceki yerleşim yeri olacağı sonucuna varılmıştır.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 16.12.2019 tarih, 2019/5408 E. – 2019/7521 K. sayılı kararı: Yüzde yetmiş oranında engelli ve ilgilenecek kimsesi olmayan kısıtlı adayı, 2006 yılından itibaren kurum bakımındaydı. Daire, TMK 22. maddedeki kuralı hatırlatmakla birlikte, kişinin bakım ve gözetiminin sürekli olarak bakım evinde gerçekleştirildiğini ve dolayısıyla orada sürekli yerleşmek amacıyla bulunduğunu tespit etmiştir. Bu nedenle yetkinin kurumun bulunduğu yer mahkemesine ait olduğuna karar vererek maddenin istisnasını uygulamıştır.
- Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 21.03.2019 tarih, 2019/1188 E. – 2019/2073 K. sayılı kararı: Otizm rahatsızlığı bulunan kısıtlı, doğduğu günden itibaren yurdun çeşitli yerlerindeki bakımevlerinde kalmıştı. Daire, bakım ve gözetimin sürekli olarak bakımevinde gerçekleştirildiğini ve kişinin orada sürekli yerleşmek amacıyla bulunduğunu belirlemiştir. Vesayet dosyasının takibi ve kurumun talebi hakkında karar verme yetkisinin, kısıtlının son bulunduğu bakımevinin yer aldığı sulh hukuk mahkemesine ait olduğuna karar verilmiştir.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 15.05.2023 tarih, 2023/3061 E. – 2023/4853 K. sayılı kararı: Kısıtlı adayı, 2004 yılından itibaren bir ruh ve sinir hastalıkları eğitim ve araştırma hastanesinde yatarak tedavi görmekteydi. Mahkeme, bakım kurumuna konulmanın yeni yerleşim yeri edinme sonucunu doğurmayacağını kabul etmekle birlikte, somut olayda bakım ve gözetimin sürekli olarak kurumda gerçekleştirildiğini ve kişinin orada sürekli yerleşmek amacıyla bulunduğunu gerekçe göstermiştir. Karar, uzun süreli yatarak tedavi hâllerinde de istisnanın uygulanabileceğini göstermektedir.
Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Uygulamada Dikkat Edilmesi Gereken Noktalar
Birinci nokta, adres kayıt sistemi kaydının yanıltıcı olabileceğidir. Ceza infaz kurumuna veya bakım merkezine yerleştirilen kişinin kaydı kurumun adresine çevrildiğinde, bu kayıt yerleşim yerine karine oluşturmaz; çünkü kanun bu bulunmayı yerleşim yeri saymamaktadır. Bu nedenle dava dilekçesine kişinin kurumdan önceki adresini gösteren belgelerin eklenmesi gerekir.
İkinci nokta, istisnanın sınırıdır. İçtihat, sürekli kurum bakımı istisnasını yalnızca bakımın süresiz ve geri dönüşsüz olduğu, kişinin ailesi tarafından bakılmasının mümkün bulunmadığı hâllerde uygulamaktadır. Geçici tedavi, rehabilitasyon ya da cezanın infazı gibi sonu belirli hâllerde kural uygulanmaya devam eder. Üçüncü nokta ise kısıtlılara ilişkin dosyalarda izin kararının aranmasıdır: vesayet makamının TMK 412. maddeye göre verdiği bir yerleşim yeri değişikliği izni varsa, yetki o izinle birlikte değişir. Hukuki danışmanlık hizmetlerimiz hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Avukatı ile Süreç Yönetimi
TMK 22, kurumlarda bulunma ve yerleşim yeri arasındaki bağı kesmekle kişinin iradesi dışında yerleşim yerinin değişmesini önler. Öğrenim, eğitim, sağlık, bakım ve ceza kurumlarında geçirilen süre ne kadar uzun olursa olsun, kural olarak yerleşim yeri kuruma girmeden önceki yer olarak kalır. İçtihat yalnızca bakımın sürekli ve süresiz olduğu hâllerde bu kuraldan ayrılarak kurumun bulunduğu yeri esas alır.
Pratikte yapılması gereken, dava açılmadan önce kişinin kuruma giriş tarihini ve o tarihten önceki adresini belgelemek, kısıtlı dosyalarında vesayet makamını ve varsa izin kararını tespit etmek, bakımın sürekli olup olmadığını sosyal inceleme raporu ve sağlık kurulu belgeleriyle ortaya koymaktır. Yerleşim yeri ve yetki konularında doğru adımı atmak için deneyimli bir Çorum avukatı desteğine ihtiyaç duyuyorsanız Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.
#Çorum Avukatı #Alaca Avukatı #Bayat Avukatı #Boğazkale Avukatı #Dodurga Avukatı #İskilip Avukatı #Kargı Avukatı #Laçin Avukatı #Mecitözü Avukatı #Oğuzlar Avukatı #Ortaköy Avukatı #Osmancık Avukatı #Sungurlu Avukatı #Uğurludağ Avukatı #Amasya Avukatı #Göynücek Avukatı #Gümüşhacıköy Avukatı #Hamamözü Avukatı #Merzifon Avukatı #Suluova Avukatı #Taşova Avukatı #Tokat Avukatı #Almus Avukatı #Artova Avukatı #Başçiftlik Avukatı #Erbaa Avukatı #Niksar Avukatı #Pazar Avukatı #Reşadiye Avukatı #Sulusaray Avukatı #Turhal Avukatı #Yeşilyurt Avukatı #Zile Avukatı #Yozgat Avukatı #Akdağmadeni Avukatı #Aydıncık Avukatı #Boğazlıyan Avukatı #Çandır Avukatı #Çayıralan Avukatı #Çekerek Avukatı #Kadışehri Avukatı #Saraykent Avukatı #Sarıkaya Avukatı #Sorgun Avukatı #Şefaatli Avukatı #Yenifakılı Avukatı #Yerköy Avukatı #Kırıkkale Avukatı #Bahşılı Avukatı #Balışeyh Avukatı #Çelebi Avukatı #Delice Avukatı #Karakeçili Avukatı #Keskin Avukatı #Sulakyurt Avukatı #Yahşihan Avukatı #Samsun Avukatı #Atakum Avukatı #Canik Avukatı #İlkadım Avukatı #Tekkeköy Avukatı #Alaçam Avukatı #Asarcık Avukatı #Ayvacık Avukatı #Bafra Avukatı #Çarşamba Avukatı #Havza Avukatı #Kavak Avukatı #Ladik Avukatı #Ondokuzmayıs Avukatı #Salıpazarı Avukatı #Terme Avukatı #Vezirköprü Avukatı #Yakakent Avukatı