Yerleşim yerinin değiştirilmesi, Türk hukukunda yalnızca eski adresten ayrılmakla değil, yeni bir yerleşim yerinin fiilen edinilmesiyle tamamlanan bir süreçtir. Türk Medeni Kanunu’nun 20. maddesi bu ilkeyi açık biçimde düzenlemiş; bir kişinin bulunduğu yeri terk etmesinin tek başına hukuki sonuç doğurmayacağını ortaya koymuştur. Uygulamada bu kural en çok mahkemelerin yetkisi tartışıldığında gündeme gelir: boşanma, nafaka, vesayet ve kişilik hakkına saldırı davalarında davanın hangi yerde açılabileceği, doğrudan tarafların yerleşim yerinin neresi olduğuna bağlıdır. Bu nedenle yerleşim yerinin değiştirilmesi, görünüşte teknik bir ayrıntı olmasına rağmen davanın kaderini belirleyebilen bir meseledir.
Adres kayıt sistemine yapılan bir bildirimin mi, yoksa fiilen sürekli kalma niyetinin mi esas alınacağı sorusu yıllardır Yargıtay’ın önüne gelen uyuşmazlıkların merkezinde yer almaktadır. Dava açmadan önce adres değişikliğinin hukuken geçerli bir yerleşim yeri değişikliği oluşturup oluşturmadığını bir Çorum avukatı ile değerlendirmek, yetkisizlik kararıyla aylarca zaman kaybetmenin önüne geçer.
TMK 20 Madde Metni (Tam Metin)
Konunun yasal dayanağı Türk Medeni Kanunu’nun 20. maddesidir. Maddenin tam metni şöyledir:
Madde 20 – 2. Yerleşim yerinin değiştirilmesi ve oturma yeri
Bir yerleşim yerinin değiştirilmesi yenisinin edinilmesine bağlıdır.
Önceki yerleşim yeri belli olmayan veya yabancı ülkedeki yerleşim yerini bıraktığı hâlde Türkiye’de henüz bir yerleşim yeri edinmemiş olan kimsenin hâlen oturduğu yer, yerleşim yeri sayılır.
Madde metni, Adalet Bakanlığı mevzuat bilgi sisteminin konsolide metninden alınmıştır; bağlayıcı olan Resmî Gazete metnidir. Güncel hâli için Mevzuat Bilgi Sistemi.
Yerleşim Yerinin Değiştirilmesi Nasıl Gerçekleşir?
Maddenin birinci fıkrası çok kısa ama sonuçları bakımından güçlü bir kural getirir: bir yerleşim yerinin değiştirilmesi, yenisinin edinilmesine bağlıdır. Buradaki “edinme”, TMK 19. maddedeki yerleşim yeri tanımına göre belirlenir; yani kişinin bir yerde fiilen oturması ile o yerde sürekli kalma niyeti birlikte gerçekleşmelidir. Bu iki unsurdan biri eksikse yerleşim yerinin değiştirilmesi hukuken tamamlanmamış sayılır ve kişi eski yerleşim yerine bağlı kalmaya devam eder. Konunun ayrıntısı için yerleşim yeri kavramını TMK 19 çerçevesinde incelediğimiz yazımıza da bakılabilir.
Kuralın pratik işlevi, kişinin hiçbir yerleşim yerinin bulunmadığı bir boşluk döneminin ortaya çıkmasını önlemektir. Tebligat, dava açma yetkisi, vesayet işleri ve icra takibi gibi pek çok işlem yerleşim yerine bağlandığından, kişinin her an belirli bir yerleşim yerine sahip olması gerekir. TMK 19. maddenin bir kimsenin aynı anda birden çok yerleşim yeri olamayacağı yönündeki kuralı ile 20. maddenin bu hükmü birlikte okunduğunda, yerleşim yerinin kesintisiz ve tek olduğu bir sistem ortaya çıkar.
Maddenin ikinci fıkrası ise istisnai bir çözüm üretir. Önceki yerleşim yeri belli olmayan ya da yabancı ülkedeki yerleşim yerini bırakmış olmakla birlikte Türkiye’de henüz yeni bir yerleşim yeri edinmemiş kişiler bakımından, hâlen oturulan yer yerleşim yeri sayılır. Burada sürekli kalma niyeti aranmaz; kanun, yalnızca fiilen oturmayı yeterli görerek yargı yetkisinin belirlenebilmesini sağlar. Bu hüküm özellikle yurt dışından dönen vatandaşlar ve Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan yabancılar bakımından işlev görür.
Adres Kayıt Sistemi Kaydının Rolü: Karine ve Sınırları
Merkezî adres kayıt sistemine bildirilen adres, yerleşim yeri bakımından bir karine oluşturur. Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına göre bu kayıt, aksi kanıtlanıncaya kadar kişinin yerleşim yeri olarak kabul edilir; karinenin aksini ileri süren tarafın bunu somut delillerle ortaya koyması gerekir. Dolayısıyla yerleşim yerinin değiştirilmesi iddiasında bulunan taraf için adres bildirimi güçlü bir başlangıç noktasıdır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 17.01.2018 tarih, 2017/1901 E. – 2018/45 K. sayılı kararı, TMK 19 ve 20. maddeleri birlikte değerlendirmiş ve adres kayıt sisteminde görünen yerleşim yeri adresinin yerleşim yerine karine oluşturduğunu belirtmiştir. Kurul, davalının bu karinenin aksini ispatlayamadığını tespit ederek yetki itirazının reddedilip işin esasına girilmesi gerektiğine, yetersiz gerekçeyle verilen yetkisizlik kararının isabetli olmadığına karar vermiştir.
Ancak karine mutlak değildir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 29.09.2011 tarih, 2010/13011 E. – 2011/14347 K. sayılı kararı, davacının dava açmadan kısa süre önce adres kayıt sistemindeki adresini değiştirdiği, fakat daha sonra önceki yere döndüğü ve orada bir hastanede çalışmaya başladığı olayda, bildirilen adreste sürekli kalma niyetinin bulunmadığı sonucuna varmıştır. Daire, bu durumda davacının yerleşim yerinin eşiyle birlikte altı aydan fazla oturdukları yer olduğunu kabul ederek yetki itirazının kabulü gerektiğine karar vermiştir. Karar, salt kayıt değişikliğinin yerleşim yerinin değiştirilmesi için yeterli olmadığını göstermesi bakımından öğreticidir.
Yerleşim Yerinin Değiştirilmesine İlişkin Yargıtay Kararları
Aşağıda, yerleşim yerinin değiştirilmesi uygulamasına yön veren güncel Yargıtay içtihatlarının konusu ve vardığı sonuç özetlenmiştir:
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 06.12.2018 tarih, 2017/2488 E. – 2018/1854 K. sayılı kararı: Boşanma davasında tarafların son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer ile davacının dava tarihindeki adres kayıt sistemi adresinin farklı illerde bulunması nedeniyle yetkisizlik itirazı tartışılmıştır. Kurul, merkezî adres kayıt sisteminde bulunan yerleşim yeri adresine ilişkin beyanın aksi sabit oluncaya kadar geçerli olduğunu, davalının bu karinenin aksini gösteren bir delil getirmediğini belirtmiştir. Bu nedenle işin esasının incelenmesi gerekirken yetersiz gerekçeyle yetkisizlik kararı verilmesinin doğru olmadığına hükmedilmiştir.
- Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 08.04.2021 tarih, 2017/1389 E. – 2021/456 K. sayılı kararı: Kişilik hakkı saldırıya uğrayan kişinin kendi yerleşim yerinde dava açabilmesi imkânı nedeniyle yerleşim yeri kavramının kapsamı ele alınmıştır. Kurul, yerleşim yerinin belirlenmesinde kişinin yaşamında ağırlık merkezini oluşturan iş ve aile ilişkilerinin toplandığı yerin önem kazandığını vurgulamıştır. Kararda ayrıca bir yerde bulunmanın, bu süre ne kadar uzun olursa olsun tek başına o yerin yerleşim yeri olduğunu göstermeyeceği; oturmanın yanına sürekli kalma amacının eklenmesi ve bunun ispatlanması gerektiği belirtilmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 28.05.2014 tarih, 2014/9672 E. – 2014/11671 K. sayılı kararı: Davacı kadın evlenmeden önceki yerleşim yerindeki baba evine dönmüş ve bu değişikliği adres kayıt sistemine bildirmiş; dava ise bildirimden yaklaşık bir ay sonra açılmıştır. Daire, adres kayıt sisteminde gösterilen adresin yerleşim yerine karine olduğunu ve aksi sabit oluncaya kadar yerleşim yeri sayılacağını belirtmiştir. Davacının yurt dışında oturmasının ve yılın yalnızca birkaç ayını bu adreste geçirmesinin sonucu değiştirmeyeceği gerekçesiyle yetki itirazının reddi gerektiğine karar verilmiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.11.2015 tarih, 2015/5777 E. – 2015/20267 K. sayılı kararı: Davacı erkek ortak konuttan ayrılarak başka bir ilçeye yerleşmiş, müşterek çocuğun ikametgâhını da bu yere taşımış ve aynı ilçe içinde birden fazla adres değişikliği yapmıştır. Daire, davalının bu yerin davacının yerleşim yeri olmadığına dair bir iddiasının da bulunmadığını tespit etmiştir. Gerçekleşen bu olgular karşısında davacının sürekli kalma niyetiyle yeni bir yerleşim yeri edindiğinin kabulü gerektiği, buna rağmen verilen yetkisizlik kararının doğru görülmediği sonucuna varılmıştır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.11.2013 tarih, 2013/12292 E. – 2013/26424 K. sayılı kararı: Davacı kadın vergi dairesine başvurarak işyeri adresini nakletmiş, ardından merkezî adres kayıt sistemindeki yerleşim yeri adresini de değiştirmiş ve yaklaşık iki ay sonra boşanma davası açmıştır. Daire, boşanmada yetki kuralının kesin yetki olmadığını, davacının seçimlik hakkı bulunduğunu hatırlatmıştır. Hem işyeri hem konut adresinin birlikte nakledilmiş olmasını yerleşim yeri değişikliği bakımından yeterli bularak, davanın yetkili mahkemede açıldığının kabulü gerektiğine ve karşı tarafın yetki itirazının reddine karar vermiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 14.10.2009 tarih, 2009/14211 E. – 2009/17451 K. sayılı kararı: Davacı kadın dava tarihinden altı ay önce ortak konuttan ayrılarak çocuklarıyla birlikte baba evine sığınmış, nüfus müdürlüğünce düzenlenen yerleşim yeri belgesiyle yeni adresini yerleşim yeri olarak bildirmiş ve ardından boşanma davası açmıştır. Daire, davacının sürekli kalma niyetiyle bu yere geldiğini ve kendi yerleşim yerinde dava açtığını tespit etmiştir. Bu nedenle davalının yetki itirazının reddedilerek işin esasının incelenmesi gerekirken yetkisizlik kararı verilmesini bozma sebebi saymıştır.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 05.12.2006 tarih, 2006/5751 E. – 2006/17002 K. sayılı kararı: Taraflar evlendikleri yıldan itibaren aynı yerde yaşamış, taşınmazları ve aileleri de orada bulunmuştur. Davacı, dava açılmadan kısa süre önce akrabalarının yanına giderek davayı orada açmış, sonra yeniden babasının evine dönmüştür. Daire, bu olguların yerleşim yeri değişikliği için gerekli sürekli kalma niyetini ortaya koymadığını, dolayısıyla davanın yetkisiz mahkemede açıldığını belirterek davalının yetki itirazının kabulü gerektiğine karar vermiştir.
- Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 16.11.2006 tarih, 2006/8606 E. – 2006/15850 K. sayılı kararı: Davacı kadın ortak konutu terk ederek ablasının yanına gelmiş ve yaklaşık iki buçuk ay sonra boşanma davası açmıştır. Daire, dosyadaki delillerin bu yerin davacının yerleşim yeri olduğunu kabule elverişli olmadığını saptamıştır. Davalının süresinde yetki itirazında bulunduğu da gözetilerek, mahkemece yetkisizlik kararı verilmesi gerekirken işin esasına girilmesinin yerinde olmadığına hükmedilmiştir.
- Yargıtay 17. Hukuk Dairesi 15.07.2011 tarih, 2011/6183 E. – 2011/7624 K. sayılı kararı: Yabancı uyruklu bir hükümlü hakkında açılan vesayet davasında iki sulh hukuk mahkemesi ayrı ayrı yetkisizlik kararı vermiş ve yargı yerinin belirlenmesi gerekmiştir. Daire, TMK 19 ve 20. maddeleri birlikte uygulayarak kısıtlı adayının cezaevine girmeden önce oturduğu yeri esas almıştır. Böylece Türkiye’de yerleşim yeri bulunmayan kişiler bakımından fiilen oturulan yerin yerleşim yeri sayılacağı yönündeki ikinci fıkra kuralı somutlaştırılmıştır.
- Yargıtay 5. Hukuk Dairesi 25.09.2023 tarih, 2023/4012 E. – 2023/7686 K. sayılı kararı: Yaşlı davacı, eşi tarafından rahatsız edilmemek ve şiddet görmemek amacıyla kızının yanına sığınmış ve boşanma davasını orada açmıştır. Daire, davacının sürekli kalma niyetiyle bu ilde bulunduğunu ve adres kayıt sistemindeki adresini de buraya tescil ettirdiğini tespit etmiştir. Bu nedenle uyuşmazlığın davanın açıldığı yerdeki aile mahkemesince sonuçlandırılması gerektiğine karar vererek, zorunluluk hâllerinde de yerleşim yeri değişikliğinin mümkün olduğunu ortaya koymuştur.
Kararların tam metinlerine Yargıtay Karar Arama sistemi üzerinden ulaşılabilir.
Uygulamada Sık Karşılaşılan Sorunlar ve İlgili Maddelerle İlişkisi
İlk sorun, dava açmak amacıyla yapılan kısa süreli adres nakillerinde ortaya çıkar. İçtihat, yalnızca dava açmaya yönelik ve geçici nitelikteki bulunmaları yerleşim yeri değişikliği saymamaktadır. Buna karşılık ortak konuttan ayrılma, çocukların okul kaydının taşınması, işyeri adresinin nakli, nüfus müdürlüğünden yerleşim yeri belgesi alınması gibi birden fazla olgunun bir arada bulunması, sürekli kalma niyetini güçlü biçimde destekler. Bu nedenle yerleşim yeri değişikliği iddiasını dayandıracak delillerin dava açılmadan önce toplanması önemlidir.
İkinci sorun, TMK 21. maddedeki yasal yerleşim yeri kurallarıyla ilişkidir. Velâyet altındaki çocuğun ve vesayet altındaki kişilerin yerleşim yeri kanunen belirlendiğinden, bu kişiler bakımından 20. maddeye dayanarak serbestçe bir değişiklik yapılamaz; vesayet altındaki kişinin yerleşim yerini değiştirmesi vesayet makamının iznine bağlıdır. Üçüncü olarak, boşanma ve ayrılık davalarında TMK 168. madde eşlerden birinin yerleşim yeri ile son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yer arasında davacıya seçim hakkı tanır; bu seçim hakkı kesin yetki niteliğinde olmadığından yetki itirazı süresinde ileri sürülmezse sonuç doğurmaz. Aile hukuku davalarına ilişkin hizmetlerimiz ve genel hukuki danışmanlık hizmetlerimiz hakkında ayrıntılı bilgi alabilirsiniz.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Avukatı ile Süreç Yönetimi
TMK 20, yerleşim yerinin değiştirilmesini yeni bir yerleşim yeri edinilmesi koşuluna bağlayarak kişinin her zaman belirli ve tek bir yerleşim yerine sahip olmasını güvence altına alır. Adres kayıt sistemine yapılan bildirim bu değişikliğin en görünür delili olmakla birlikte tek başına belirleyici değildir; mahkemeler fiilen oturma ve sürekli kalma niyetini bir bütün hâlinde değerlendirir. Yurt dışından dönenler ve Türkiye’de henüz yerleşim yeri edinmemiş kişiler bakımından ise maddenin ikinci fıkrası, hâlen oturulan yeri yerleşim yeri sayarak yargı yolunun kapanmasını engeller.
Pratikte izlenecek yol, adres değişikliğini belgelemek, değişikliği destekleyen olguları dava açılmadan önce bir arada toplamak ve yetki itirazı ihtimalini baştan hesaba katmaktır. Yetkisizlik kararı davanın esasını çözmez ama dosyayı aylarca geriye götürebilir. Yerleşim yeri ve yetki konularında doğru adımı atmak için deneyimli bir Çorum avukatı desteğine ihtiyaç duyuyorsanız Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes MANTI Hukuk Bürosu (Çorum Barosu Sicil No: 996) ile iletişime geçebilirsiniz.
#Çorum Avukatı #Alaca Avukatı #Bayat Avukatı #Boğazkale Avukatı #Dodurga Avukatı #İskilip Avukatı #Kargı Avukatı #Laçin Avukatı #Mecitözü Avukatı #Oğuzlar Avukatı #Ortaköy Avukatı #Osmancık Avukatı #Sungurlu Avukatı #Uğurludağ Avukatı #Amasya Avukatı #Göynücek Avukatı #Gümüşhacıköy Avukatı #Hamamözü Avukatı #Merzifon Avukatı #Suluova Avukatı #Taşova Avukatı #Tokat Avukatı #Almus Avukatı #Artova Avukatı #Başçiftlik Avukatı #Erbaa Avukatı #Niksar Avukatı #Pazar Avukatı #Reşadiye Avukatı #Sulusaray Avukatı #Turhal Avukatı #Yeşilyurt Avukatı #Zile Avukatı #Yozgat Avukatı #Akdağmadeni Avukatı #Aydıncık Avukatı #Boğazlıyan Avukatı #Çandır Avukatı #Çayıralan Avukatı #Çekerek Avukatı #Kadışehri Avukatı #Saraykent Avukatı #Sarıkaya Avukatı #Sorgun Avukatı #Şefaatli Avukatı #Yenifakılı Avukatı #Yerköy Avukatı #Kırıkkale Avukatı #Bahşılı Avukatı #Balışeyh Avukatı #Çelebi Avukatı #Delice Avukatı #Karakeçili Avukatı #Keskin Avukatı #Sulakyurt Avukatı #Yahşihan Avukatı #Samsun Avukatı #Atakum Avukatı #Canik Avukatı #İlkadım Avukatı #Tekkeköy Avukatı #Alaçam Avukatı #Asarcık Avukatı #Ayvacık Avukatı #Bafra Avukatı #Çarşamba Avukatı #Havza Avukatı #Kavak Avukatı #Ladik Avukatı #Ondokuzmayıs Avukatı #Salıpazarı Avukatı #Terme Avukatı #Vezirköprü Avukatı #Yakakent Avukatı