Çocukla kişisel ilişki kurulması, boşanma veya ayrılık sonrasında velayet kendisine bırakılmayan ana ya da babanın çocuğuyla olan bağını hukuken sürdürebilmesinin güvencesidir. Türk Medeni Kanunu’nun 323. maddesinde düzenlenen bu hak, yalnızca ebeveynin değil, asıl olarak çocuğun sağlıklı gelişimi ve her iki ebeveyniyle de duygusal bağ kurabilmesi amacıyla tanınmıştır. Bir Çorum boşanma avukatı olarak uygulamada en sık karşılaştığımız uyuşmazlıkların başında, kişisel ilişkinin günleri, kapsamı ve infazı konusunda yaşanan anlaşmazlıklar gelmektedir. Bu yazıda çocukla kişisel ilişki kurulması davasının hukuki temelini, çocuğun üstün yararı ilkesini ve konuya ilişkin güncel Yargıtay içtihatlarını ele alıyoruz.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Davasının Hukuki Temeli
Çocukla kişisel ilişki kurulması, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun 323 ila 326. maddelerinde düzenlenmiştir. TMK 323’e göre ana ve babadan her biri, velayeti altında bulunmayan veya kendisine bırakılmayan çocuk ile uygun kişisel ilişki kurulmasını isteme hakkına sahiptir. Bu düzenlemenin amacı, çocuğun ayrı yaşadığı ebeveyniyle bağını koruyarak kişilik gelişimini desteklemektir.
Yargıtay, kişisel ilişkiye dair kararların infaz kabiliyetine sahip, tereddüde yer bırakmayacak açıklıkta ve çocuğun güvenliğini önceleyen biçimde kurulması gerektiğini vurgulamaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.09.2024 tarih, 2024/5791 E. – 2024/6479 K. sayılı kararı uyarınca, kişisel ilişkinin gün ve saatleri kararda açıkça gösterilmeli; düzenleme uygulanabilir ve denetlenebilir olmalıdır. Aksi hâlde icra aşamasında yeni uyuşmazlıkların doğması kaçınılmazdır.
Velayet ile kişisel ilişki birbirinden ayrı kavramlardır; velayetin bir ebeveynde olması, diğerinin çocukla ilişki kurma hakkını ortadan kaldırmaz. Bu konuda velayetin değiştirilmesi davası ile kişisel ilişki taleplerinin birlikte değerlendirildiği uyuşmazlıklara sıkça rastlanmaktadır.
Çocuğun Üstün Yararı İlkesi ve Görüşünün Alınması
Kişisel ilişki düzenlemelerinde belirleyici ölçüt, çocuğun üstün yararıdır. Mahkemeler, ebeveynin analık-babalık duygularının tatmini ile çocuğun yararını birlikte değerlendirmekte; çatışma hâlinde çocuğun yararına üstünlük tanımaktadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 08.11.2023 tarih, 2023/8328 E. – 2023/5275 K. sayılı kararı bu ilkeyi açıkça ortaya koymaktadır.
İdrak çağındaki çocuğun görüşünün alınması, hem iç hukukumuzun hem de Çocuk Haklarına Dair Sözleşme’nin gereğidir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 20.11.2024 tarih, 2024/7289 E. – 2024/8948 K. sayılı kararı uyarınca, görüşlerini oluşturma yeteneğine sahip çocuğun dinlenmeden kişisel ilişki düzenlenmesi bozma sebebidir. Çocuğun üstün yararının değerlendirilmesine ilişkin ayrıntılar için velayet davaları ve çocuğun üstün yararı başlıklı yazımız da incelenebilir.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Kararının Kapsamı ve İnfazı
Kişisel ilişkinin kapsamı belirlenirken çocuğun yaşı, eğitim durumu ve günlük yaşam düzeni gözetilir. Düzenleme; çocuğun okul, kurs, eğitim ve uyku düzenini bozmayacak şekilde yapılmalıdır. Uygulamada kişisel ilişki çoğunlukla belirli hafta sonları, dinî bayramlar, yarıyıl ve yaz tatilleri ile Anneler/Babalar Günü gibi özel günleri kapsayacak biçimde kurulur.
Çocuğun yaşı ve üstün yararı uygun ise, ebeveynle güven bağı kurabilmesi için yatılı kişisel ilişki tesis edilebilir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.07.2024 tarih, 2024/2791 E. – 2024/5280 K. sayılı kararı yatılı ilişkinin koşullarına ışık tutmaktadır. Buna karşılık, özel bir zorunluluk bulunmadıkça kişisel ilişkinin belirli bir il veya bölgeyle sınırlandırılması isabetli görülmemekte; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.01.2011 tarih, 2010/10102 E. – 2011/1242 K. sayılı kararı bu yöndeki sınırlamaları istisnai kabul etmektedir.
Özel günlere ilişkin düzenlemeler de çocuğun yararı gözetilerek yapılır; dinî bayramlar, yarıyıl ve yaz tatilleri ile Anneler/Babalar Günü gibi günlerin kişisel ilişki kapsamına alınması yerleşik uygulamadır. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 22.03.2023 tarih, 2022/10410 E. – 2023/1176 K. sayılı kararı bu çerçevede özel günlerin ayrıca düzenlenmesi gerektiğine işaret etmektedir. Öte yandan, takibi ve infazı mümkün olmayan telefonla görüşme gibi yükümlülüklerin karara bağlanması isabetli bulunmamakta; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 11.09.2024 tarih, 2024/2714 E. – 2024/5657 K. sayılı kararı infaz kabiliyeti bulunmayan düzenlemelerden kaçınılması gerektiğini vurgulamaktadır.
Çocukla Kişisel İlişki Kurulması Kararının Değiştirilmesi ve Kaldırılması
Kişisel ilişkiye dair kararlar maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmez; değişen koşullara göre her zaman yeniden düzenlenebilir. TMK 324 uyarınca, çocuğun huzurunun tehlikeye girmesi veya ebeveynin yükümlülüklerine ağır biçimde aykırı davranması hâlinde kişisel ilişki kısıtlanabilir ya da kaldırılabilir.
Ebeveynin çocuğa yönelik cinsel istismar gibi ağır suçlar işlemesi hâlinde kişisel ilişki tümüyle kaldırılabilmektedir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 27.10.2015 tarih, 2015/16960 E. – 2015/19915 K. sayılı kararı bu yöndedir. Buna karşın, ana ve baba arasındaki husumet tek başına kişisel ilişkiye engel değildir; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 04.07.2024 tarih, 2024/5293 E. – 2024/5324 K. sayılı kararı husumet veya çocuğun geçici tepkisinin ilişkinin kaldırılması için yeterli olmadığını belirtmiştir. Ayrıca mahkeme, talep bulunmasa dahi boşanma veya velayetin değiştirilmesi kararında kişisel ilişkiyi re’sen düzenlemekle yükümlüdür; Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 26.09.2018 tarih, 2016/23306 E. – 2018/10040 K. sayılı kararı bu ilkeyi teyit etmektedir. Karar metinlerine Yargıtay Karar Arama üzerinden ulaşılabilir.
Yargıtay, kişisel ilişkinin tümüyle kaldırılması yerine, “azın içinde çoğun da bulunduğu” ilkesi gereği önce daha sınırlı bir ilişki biçiminin denenmesini benimsemektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi 03.07.2024 tarih, 2024/2658 E. – 2024/5291 K. sayılı kararı uyarınca, koşullar elverdiğinde ilişkinin büsbütün ortadan kaldırılması yerine gözetim altında veya kısıtlı biçimde sürdürülmesi tercih edilmelidir. Bu yaklaşım, çocuğun ayrı yaşadığı ebeveyniyle bağının korunmasına hizmet eder.
Sonuç ve Pratik Öneriler — Çorum Boşanma Avukatı ile Süreç Yönetimi
Çocukla kişisel ilişki kurulması davası, hem hukuki hem de duygusal yönü ağır basan, çocuğun üstün yararının titizlikle değerlendirilmesini gerektiren bir süreçtir. Talebin somut günlere, saatlere ve özel dönemlere göre açıkça düzenlenmesi, infaz aşamasındaki sorunları önemli ölçüde azaltır. Sürecin doğru kurgulanması için bir Çorum aile avukatından destek almak, hem hak kaybını önler hem de çocuğun yararına uygun bir düzenlemeye ulaşılmasını kolaylaştırır.
Çorum’da boşanma, velayet ve çocukla kişisel ilişki kurulması davaları konusunda profesyonel hukuki destek arıyorsanız, Çorum boşanma avukatı olarak Av. Enes Manti Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.
Hukuki Uyarı: Bu yazı genel bilgilendirme amaçlıdır ve somut olaya ilişkin hukuki görüş yerine geçmez. Profesyonel hukuki destek için Av. Enes Manti Hukuk Bürosu ile iletişime geçebilirsiniz.